Sağlığınızı bozan ne varsa yazabilirsiniz...
GÖRÜŞLER için İletişim formunu doldurunuz.

15 Nisan 2026 Çarşamba
00:00
HAVA
DURUMU

 

  
Kim çocuğuna böyle bir rapor alır?!
Bu eğitim yılında uygulanacak olan ilköğretime başlama yaşını küçük bulup çocuğunu bir yıl sonra okula göndermek isteyen veliler “çocuğum zihnen gelişmemiş” raporu almak zorundalar. Okulların açılmasına az kaldı; kafalar karışık. TTB tepkili.
18.8.2012

Eğitim sisteminde yapılan temel değişiklikle 4+4+4 uygulamasına geçilmesi, pek çok aile için “çocuğum ne zaman okula başlayacak?” sorusunu öncelikli sorun haline getirdi. Beş yaş çizgisinde çocuğu olan ana-babalar kararsızlıklarına çözüm bulabilmek için okul müdürlüklerine ve Milli Eğitim Müdürlüklerine başvurdular.
Veliler “çocuğumuz çok küçük; göndersek mi göndermesek mi?” ikilemini yaşarken çeşitli meslek kuruluşlarının ilköğretime başlama yaşı olarak belirtilen 66 ay sınırını gerçekçi bulmadıklarını açıklamaları kafaları büsbütün karıştırdı:
Akıllarda “göndersek mi göndermesek mi” sorusu yanıtsız dururken buna bir de “göndermesek suç olur mu?” sorusu ve diğerleri eklendi:
- Göndermek istemiyorum ne yapmalıyım?
- Çocuğum küçük, gönderirsem sınıfta geri kalmaz mı?
- Benim çocuğum 66 ayı doldurmuyor ama göndermek istiyorum n’apayım?
Bu süreçte Sağlık Bakanlığından Milli Eğitime destek geldi. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü valiliklere Müsteşar Prof. Dr. Nihat Tosun imzasıyla bir yazı gönderdi. Yazıda şu bilgiler yer aldı:
“217/08/2003 tarihli ve 25212 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 15 inci maddesinin İlkokulların birinci sınıfına, kayıtların yapıldığı yılın eylül ayı itibarıyla 66 ayını dolduran çocukların kaydı yapılır. Gelişim yönünden ilkokula hazır olduğu anlaşılan 60-66 yaş arası çocuklardan velisinin yazılı isteği bulunan çocuklar da ilkokul birinci sınıfa kaydedilir.
Yaşça kayıt hakkı elde eden, ancak bedenen veya zihnen yeterince gelişmemiş olup okula uyum sağlayamayan 66 ay ve üzeri çocuklar da kasım ayı sonuna kadar sağlık kurumlarından verilen bedenen veya zihnen gelişmemiş tıbbi tanılı rapor üzerine okul öncesi eğitime yönlendirilebilir veya kayıtları bir yıl ertelenebilir’ hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hüküm uyarınca, 66 ay ve üzeri çocuklara kasım ayı sonuna kadar sağlık kurumlarından verilen bedenen veya zihnen gelişmemiş tıbbi tanılı rapor üzerine ilkokul kayıtları bir yıl ertelenebilmektedir.
Bu bağlamda Bakanlığımızca yapılan değerlendirmede, ilkokul için bedeni veya zihni gelişimi yeterli olmadığı düşünülen 66 ay ve üzeri çocuklara verilecek tıbbi tanılı raporun, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından düzenlenmesi uygun görülmüştür. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları yapacakları muayene ve değerlendirme neticesinde rapor düzenleyecektir.
Ancak ihtiyaç duyulması halinde, gerekli tetkikler ve konsültasyonlar yapılmak suretiyle ilgili hekim tarafından tek hekim raporu tamamlanacaktır. Bu rapor, kamu ve üniversiteye bağlı sağlık kurumlarında görev yapan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından düzenlenebilecektir.
Bilgilerinizi ve konunun iliniz dahilindeki sağlık kurum ve kuruluşlarına tebliğini rica ederim.”

SORULAR YANITLANDI SORUN AĞIRLAŞTI

Yazıdaki bilgiler velilerin kafalarındaki sorulara kısmen yanıt getirdi. Ancak soruların yanıtları soruna çözüm getirmedi; aksine sistem değişikliğinin neden olduğu endişeleri büsbütün artırdı. Çocuğunu 66 ay sınırında okula göndermek istemeyen veliler “çocuğumun zihni gelişimi yeterli değil” raporu almak zorundaydı.
Peki ana-babalar gönül rahatlığıyla böyle bir raporu almak isteyebilir miydi?
Çocuğun eğitim dosyasında “tıbbi tanımlı zihnen yetersiz” raporunun bulunması ileriki yıllarda başka sorunlara neden olmaz mıydı?
Ana ve babanın herhangi bir tedavi sürecinde bile söylenmesi durumunda üzüntü duyacağı “çocuğunuzun zihni gelişimi yeterli değil” yargısını içeren bir rapor talep etmeleri travmaya yol açmaz mıydı?
Ne Sağlık Bakanlığının açıklamalarında ne de Milli Eğitim Bakanlığının uygulamalarında bu korkuları yaşayan ana-babaların yüreklerini serinletecek bir açıklama yer aldı.

MESLEK ÖRGÜTLERİ TEPKİLİ

Ortaya çıkan durum eğitim ve tıp meslek örgütlerinin tepkilerine neden oldu. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası/Eğitim-Sen ve Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği ile Türk Tabipleri Birliği'nin yaptıkları açıklamalarda çocukların ruh sağlığı ve öğrenme kapasitelerinin gelişmişliği açısından ilkokula başlama yaşının 72 aya yükseltilmesi gerektiği savunuldu.
Türk Tabipleri Birliği, son açıklamasında sorunun doktor raporuyla çözülmek istenmesi yanında raporun kamu ve üniversite hastanelerinden alınması şartının konulmasının da “durumu iyice karmaşık hale getirdiğini” öne sürdü.
TTB’nin açıklamasında, "Eğer istenen raporsa, Türk Tabipleri Birliği'nin bu açıklaması yaşları 66-72 ay arası olup okula başlaması beklenen 600 bin çocuğumuzun tamamına verilmiş rapor anlamına gelmektedir" denildi.
TTB açıklamasında ayrıca şu ifadelere yer verildi:
“Bu açıklamalara göre verilen kimi raporlarda çocuklarımıza örneğin uluslararası tanı sınıflaması sistemi olan ICD 10’a göre ‘F82 Motor fonksiyonda özel gelişimsel bozukluk’ tanısı dahi konabildiği görülmüştür.
Çocuklarımızı ‘bedenen veya zihnen gelişmemiş’ diye damgalamak ve bakanlıkların aileleri buna zorlaması en hafif deyimiyle büyük haksızlıktır.
Çocuklarımızın gelişimleri normaldir. Anormal olan bilim dışı biçimde erken okula başlamaya zorlanmalarıdır.
Bu açıklamamız yaşları 66-72 ay arasında olan 600 000 çocuğumuza Türkiye’deki hekimlerin raporudur.
Bir kez daha açıklıkla ifade ediyoruz: Bu yaş grubundaki çocuklar sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor becerileri açısından anasınıfına gitmelidirler, birinci sınıfa başlatılmalarının gelişimlerine etkileri olumsuz olacaktır.”

PEKİ BAKANLIK NE DİYOR?

Ana-babaların ve meslek örgütlerinin tepki gösterdikleri ve “sakınca” saydıkları hususlara Milli Eğitim Bakanlığı farklı yaklaşıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı,”12 Yıl Zorunlu Eğitim/Sorular-Cevaplar” broşüründe yeni uygulamayla ilgili şu ifadeler yer alıyor:
* Sistemi niye 4+4+4 diye ayırdınız?
- Her ülke kendi kültürüne göre şekillendiriyor. ‘Bizde neden 4+4+4?’ diye sorulacaksa o zaman Japonya’ya da ‘Niye 6+3+3’ diye sorulması gerekir.
* Bu kanun yeterince tartışıldı mı?
- 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim, olağanüstü bir dönemde getirildi. O günden bu yana 15 yıldır tartışılıyor.

ERKEN BAŞLAMANIN NE SAKINCASI VAR?

İlköğretime erken başlamanın sakıncalarını meslek örgütleri bir raporla açıkladılar.
Türk Tabipleri Birliği , Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği, Eğitim Sen’in (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası), yeni eğitim sistemiyle ilgili hazırladıkları ve 4 Ağustos 2012 günü düzenledikleri ortak basın toplantısında açıkladıkları rapor şöyle…

“4+4+4 Eğitim Sistemi” İçin Rapor

* Gelişim dönemi açısından henüz oyun çağında bulunan 66 aylık çocuğun okul öncesi eğitim almadan ilkokul disiplinine girmesi, onun ruhsal, duygusal ve bilişsel gelişimini sekteye uğratarak yıllarca sürecek olan akademik hayatı açısından olumsuz sonuçlar doğuracaktır.
* 5 yaş çocuğu (60-71 aylar arası)zihinsel, fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak ilkokula henüz hazır değildir. Çocuğun okul eğitimine katılabilmesi için gerekli sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor becerilerinin gelişimi 6 yaştan(72 ay) önce tamamlanmaz. Bu bilimsel ortalama dışında kalan çok az çocuk vardır.
* Çocukların bu gelişimleri tamamlanmadan ilkokul 1. sınıfa başlamaları ruh sağlığını pek çok yönden olumsuz olarak etkileyecektir:
- Küçük yaşta okula başlayanlarda ayrılık kaygısı rahatsızlığı görülme riski, altı yaşında ilkokula başlayan çocuklara göre daha fazladır. Özellikle bu çocuklar okul öncesi eğitim almadılarsa risk daha da artmaktadır.
- Dürtü kontrolü 5 yaşındaki bir çocukta tam gelişmediğinden davranışlarının kontrolünü sağlamakta zorlanacak, sınıfta sırasında bekleyemeyecek ve ilkokulda uyması gereken kurallara uymakta güçlükler yaşayabilecektir.
- Beş yaşından önce el-göz koordinasyonunun, ince motor becerilerin, işlemsel düşüncenin tam gelişmemiş olması, soyut düşüncenin yetersizliği ve dikkati sürdürmedeki güçlükler nedeniyle bu yaştaki çocuklar öğrenme becerilerinde zorlanacaklardır. Bu yaştaki çocukların okulda belli seviyede başarı elde etmekte zorlanmaları gelişimsel açıdan normal olmasına karşın okul programları kapsamında beklenen kazanımları karşılamamaları nedeniyle, başarısızlık olarak yorumlanacak ve gereksiz olarak ‘zeka geriliği’, ‘öğrenme güçlüğü’ veya ‘dikkat eksikliği’ olduğu gibi tanımlara maruz kalacaktır.
* Ayrıca bu çocukların 6 yaş grubu (72-83 aylar) ile aynı sınıflarda eğitime alınacağı açıklanmıştır. Bu da ayrı bir sakınca getirmektedir. Bu demektir ki aynı sınıfta 60-83 aylar arasında, yani aralarında yaklaşık 2 yıl fark olabilen çocuklar olacaktır. Bu durumda gelişimsel özellikler açısından 72-83 aylık çocuklar doğal olarak 60-66 ay arasındakilere göre çok önde olacak, onlardan daha hızlı öğrenecek, beklenenleri daha kolay yerine getirecektir. 60-66 aydakiler de bu durumda zorunlu olarak sınıfın daha başarısız ve geriden gelen grubunu oluşturacaklardır, yani bu grup daha okula başlarken başarısızlık duygusuna mahkum edilecek ve bu duygu onlarla eğitim yaşamları boyunca gidecektir. Erken dönemde kazanılan başarısızlık duygusunun çocukların daha sonraları da kendilerine güven duymalarını engellediği bilimsel olarak gösterilmiştir. Erken dönemde başarısızlık duygusu edinen çocukların okuldan soğudukları ve okul yaşamını kısa sürede bıraktıkları yapılan araştırmaların çok net olarak ortaya koyduğu bir gerçektir. Dolayısıyla eğitime başlama yaşını aşağıya indirmenin önemli bir sonucu kendini başarısız görerek büyüyen ve dolayısıyla kendine güvensiz ve başarılı olabileceğine inancı kalmamış nesiller yetiştirmek olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı böyle bir sorumluluk aldığının da farkında mıdır?
* Ayrıca 5 yaş uygulaması 1983-1985 yıllarında zaten ülkemizde denenmiş ve olumsuz sonuçlarından dolayı vazgeçilmiştir,
* Ülkemizde yapıldığı gibi okul öncesi eğitimi ilkokulun ilk yılına sıkıştırmak ve sınıf öğretmenlerini okul öncesi çağı çocuklarıyla eğitim yapmaya zorlamak gibi bir uygulama dünyada kabul görmemekte, gelişmiş ülkelerde yaygın ve ücretsiz okul öncesi eğitim ve kreş imkanları sağlanmaktadır. Eğitimin bu evreleri çocuğa temel oluşturduğundan vazgeçilmez önemdedir, geçiştirilemez.
* Daha önce de duyurmaya çalıştığımız tüm bu gerçeklere karşın okullarda ve müfredatta hiçbir yeterli hazırlık olmadan uygulama başlatılmaktadır. Okulların maddi koşulları, sıraları, tuvaletleri, tahtaları bu denli küçük çocuklar için hazır değildir. İlköğretim öğretmenleri 5 yaş çocuklarla çalışmaya ve aralarında 2 yaş fark olan iki farklı grubu aynı sınıf ortamı içinde eğitmeye hazır değildir.

Bu haber 6340 kere okundu.
    
Bu Habere Oy Ver :
Toplam 13 ziyaretçiden 4 puan
Diğer Haberler
  • Bebeklerde de görülebilir - 17.3.2026 14:18:34
  • "Devletin memuru yoksul olamaz" - 9.7.2023 15:14:07
  • Alzheimer nedir? Kimlerde görülür? - 10.9.2022 00:17:02
  • Kalp krizinde 112'yi arama süresi uzadı - 30.9.2021 12:20:33
  • Kronik migrenle mücadele kampanyası başlatıldı - 28.6.2021 12:26:28
  • Korona virüs göz sağlığını da vurdu - 2.2.2021 11:44:17
  • Sağlık habercilerinden aşı haberi uyarısı - 27.1.2021 13:33:09
  • Yakın temaslılarda karantina süresi değişti - 9.12.2020 09:51:52
  • Korona virüs saç da döküyor - 9.12.2020 09:36:01
  • Yaşlanma karşıtı dermokozmetikler cilt kalitesini iyileştiriyor - 7.12.2020 15:38:41
  • Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Anket | Künye | RSS | Reklam

    Copyright © 2009 Sağlıkta Gündem