Saruhanlar köyü insanları küçük büyük, kadın erkek tahta kaşık yaparak geçimlerini sağlıyorlar.
Tahta kaşığın iyisi ya gürgendir ya kayın… Orman da zaten yakın; köyün yanı başında… Köy halkı kendilerine verilen kesim hakkını kullanarak sağladıkları ağaçların uygun dallarını bu işe ayırıyorlar.
Mevsimine göre, evlerinin önünü, bahçelerini ya da bir odalarını kaşık oyma atölyesi gibi kullanıyorlar. Yaz aylarında kapı önlerinde, bahçede, sokakta yapılan kaşık imalatı, kış mevsiminde, yağışlı havalarda iç mekanda sürdürülüyor. El alışkanlığı kazanmış bir kaşık yapıcısı kendini yormadan günde 15-20 kaşık çıkarabiliyor. Hızlandırılmış tempoda bu sayı ikiye katlanabiliyor. Köyün tam kapasite üretimi gayretli bir çalışmayla 8-10 bini bulabilir; ama, derseniz ki, hiç bu boyutta sipariş var mı? Tabii ki, yok!
120 haneli köyde hane başı günlük üretim 50-100 arasında değişiyor.
Köy halkının ifadesiyle kaşık işi insanı ne güldürür ne de öldürür; kanaat edersen geçindirir.
Onların yaptığı da geçimlik iş zaten. Tahta kaşıklar, biriktirilip toptancıya veriliyor. Tanesi 50 kuruş.

Rekabet edebilmek için bu fiyata razı oluyorlar. En büyük rakip, Çin… Birçok üründe olduğu gibi tahta kaşıkta da pazarın önemli bir bölümüne Çin malları hakim.
Tahta kaşık kent insanın yaşamında seçkin bir yere sahip; teflon tava ve tencerelerde yemek pişirilirken öncelik onda. Gerçi bu iş için ısıya dayanıklı sert plastik ürünler de var, ama kuşkusuz bunlar tahta kadar sağlıklı değil.
Eskiden sofrada da kullanılan tahta kaşıkların kullanım alanı artık imalatçı köyde bile mutfakla sınırlı. Saruhanlar halkının sofrasında da metal kaşık kullanılıyor. (Fotoğraf AA)