Sağlığınızı bozan ne varsa yazabilirsiniz...
GÖRÜŞLER için İletişim formunu doldurunuz.

18 Aralık 2017 Pazartesi
19:47
HAVA
DURUMU

 

  
Gastroenterolog sayısı yetersiz
34. Ulusal Gastroenteroloji Kongresi'nde, gastroenteroloji sayısının artırılması için planlama yapılması, endoskopinin de sadece Türk Gastroenteroloji Derneği kurslarını bitiren hekimler tarafından yapılması talep edildi.
12.04.2017

Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) tarafından düzenlenen 34. Ulusal Gastroenteroloji Haftası (Kongresi), 1-6 Aralık 2017 tarihleri arasında Regnum Carya Hotel Belek, Antalya’da gerçekleştiriliyor. Kongre bu yıl 900’ü aşkın doktor, hemşire, teknisyen ve öğrencinin katılımı ile düzenleniyor.

Kongrede Sağlık Bakanlığı'na çağrı yapıldı. Endoskopiyi kimin yapacağının belli olması gerektiğine dikkkat çekildi. Sağlık Bakanlığı'nın düzenlediği kursları sonlandırılması talep edildi. Türk Gastroenteroloji Derneği'nin kurslarını bitiren kişilerin endoskopi yapabilir olması gerektiği vurgulandı. 50 yaşından sonra herkesin bir kez kolonoskopi yaptırması, dışkıda gizli kan aranması önerildi. Şişmanlığın riski artırdığı hatırlatıldı. Bol miktarda sebze meyve tüketilme, kefir, çökelek, makul miktarda tereyağı tüketilmesinin önemi vurgulandı.

KOLONOSKOPİ VE GASTROSKOPİ AYNI GÜN YAPILAMIYOR
Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Serhat Bor, SGk'nın kuralları gereği gastroskopi ve kolonoskopinin aynı gün yapılamadığını bunun da hasta açısından ciddi sıkıntılara neden olduğunu söyleyerek "Bu konuda bir düzenleme yapılmalı.  Üniversite hastanelerindeki maliyetler daha yüksek. Buna uygunf fiyatlandırma yapılmalı" dedi: 

Obezite ameliyatının özelleşmiş merkezlerde yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Serhat Bor, "Bu tip ameliyatlara gastroenteroloji uzmanlarının da olduğu konseylerde karar verilmelidir. Hayati risk taşıyan ameliyatlardır. Hastaya tüm riskler anlatılmalıdır" diye konuştu.

Kogrede Türkiye'deki 820 gastroenteroloji uzmanının sayı olarak yeterli olmadığı, daha gerçekci planlamalar yapılması gerektiği, endoskopi yapan hekimlerin de mutlaka Türk Gastroenteroloji Derneği'nin verdiği kursları tamamlamasının önemi vurgulandı.

Dernek Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, 2019 Dünya Gastroenteroloji Kongresi’nin İstanbul’da yapılacak olmasnına dikkat çekerek şöyle konuştu:

"Bu güzelliklerin yanısıra, Ülkemizde gastroenterolojinin mücadele etmesi gereken çok sayıda sorun olduğunun da bilincindeyiz. En göz önünde olan endoskopi ve karaciğer hastalıkları gibi konularda alanımıza girilmesi olmakla birlikte SGK’dan kaynaklanan geri ödeme sorunları, yetersiz malzeme alımları, yan dal asistanı azlığı ve bu arkadaşlarımızın eğitim standardizasyonundan başlayarak karşılaştıkları güçlükler, şehir hastanelerinin getirdiği sıkıntılar, özel hastane ve dal merkezlerine ait özel dertler sayabileceklerimizden bazıları. Sadece 7 kişilik bir Yönetim Kurulu ile tüm bu sorunlarla mücadele etmeye çalışıyoruz.  Türk Gastroenteroloji Derneği’nin toplam 820 üyesi vardır. Bu kadar az sayıda Gastroenteroloji uzmanının 78.750.000 kişilik ülke nüfusumuzun Gastroenterolojik sorunlarını ve endoskopi ihtiyaçlarını karşılayamayacağı açıktır. Bu nedenle daha gerçekçi planlamalar yapılması gerekmektedir. Bu planlamalar yapılırken ihtiyacı olan her hastanın bu işlemlere erişim hakkı ile yapılan işlem kalitesi arasında bir denge olması da şarttır."


2073 KİŞİ KARACİĞER NAKLİ İÇİN BEKLİYOR
Türk Gastroenteroloji Derneği Genel Sekreteri, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Özer kongrede karaciğer nakilleri konusunda bilgi verdi:

"Ülkemizde organ nakli bekleyen hastalar Sağlık Bakanlığı ulusal bekleme listesindeki havuza kayıt edilmektedir. Uygun kadavra organ bulunduğunda nakil gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde şu an bekleme listesinde 2073 hasta vardır. Bu yıl da canlıdan 976, kadavradan 333 olmak üzere toplam 1309 karaciğer nakli gerçekleştirilmiştir. Dünya genelinde nakiller daha çok kadavradan yapılmakta iken ülkemizde canlı vericilerden yapılmaktadır. Toplumun bilinçlendirilmesi ile organ bağışının artırılması karaciğer yetmezliği olan hastaların tedavi umudunu artıracaktır. Ancak şu da unutulmamalıdır. Karaciğer sirozuna neden olan etken ortadan kaldırılamadı ise nakil karaciğerde siroz gelişimi daha kısa sürede olmaktadır. Bu nedenle hepatit B, C, alkol alımı ya da yağlı karaciğere bağlı bir karaciğer yetmezliği gelişti ve hastaya nakil yapıldı ise bu etkenlerle de nakil sonrasında da mücadele edilmelidir. Aslında en temel olan konu ise karaciğer sirozuna neden olan bu faktörlerle siroz ve karaciğer yetmezliği olmadan mücadele etmek erken tanı ve tedavi hatta korunma temel prensibimiz olmalıdır.Karaciğer nakli, beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin (kadavra) karaciğerinin tamamının hastaya nakledilmesi ya da sağlıklı canlı vericilerin karaciğerinin 2/3’lük sağ parçasının hasta kişiye nakledilmesi şeklinde olmak üzere iki yöntemle gerçekleştirilmektedir. Canlı vericilerden yapılan nakillerde hastanın ağırlığının en az binde 8’i kadar karaciğer nakledilmesi gerekmektedir. Yani 80 kg. ağırlığında bir hastaya en az 640 gr. karaciğer nakledilmelidir. "

HER 100 KİŞİDEN 5'İNDE KOLOREKTAL KANSER GÖRÜLÜYOR

Türk Gastroenteroloji Derneği Saymanı, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Sezgin ise yüzde 5 oranında görülen kalın bağırsak kanserlerinde erken tanıya işaret etti:

"Kolorektal kanserler (KRK)  tüm dünyada üçüncü sıklıkta görülen kanser olup, kadınlarda kanserden ölümün üçüncü sebebi, erkeklerde ise kanserden ölümün ikinci sebebidir. KRK sıklıkla 40 yaşından sonra görülür, yaşla birlikte sıklığı artar. Sıradan insanlarda yaşam boyu insidansı %5’tir. KRKler yavaş büyürler ve bu nedenle karakteristik bulgularını çok geç dönemde gösterirler. KRK bulguları genellikle makattan görülebilen veya saptanamayan kanama ve buna bağlı kansızlık, lokal ve sistemik yayılmaya bağlı tıkanma, dışkılama alışkanlığında değişiklik ile ortaya çıkabilir. Bu nedenle her dışkılama ile kan gelme şikayeti olanlar veya sebebi saptanmamış demir eksikliği kansızlığı olanlar mutlaka kolon kanseri yönünden hekim tarafından tetkik edilmelidir. Zamanında tesbit edilemez ise kanser vücutta diğer organlara yayılabilir ve ciddi , hatta ölümcül olabilen sonuçlara yol açabilir.
Hastanelerde “Dışkıda Gizli Kan” testi 50 yaşına gelen ve geçen tüm bireylere şikayeti olsun olmasın yapılmaktadır. Amaç, gelişmekte olan kolon poliplerini tedavi edilebilir aşamada saptayıp bunları kolonoskopi ile çıkarmaktır. Böylece kanser gelişimi tamamen ortadan kaldırılır. "

KİMLER KOLOSONKOPİ YAPTIRMALI?

Prof. Dr. Orhan Sezgin kolonoskopi yaptırmaları gereken risk grubunda olan kişilerle ilgili şu bilgiyi verdi:
•    Daha önceden KRK veya polip tanısı olanlar.
•    Birinci derece ve diğer akrabalarında KRK veya polip tanısı olanlar. Birinci derece akrabalarında KRK varlığı KRK gelişme riskini 2-3 kat artırır. KRK’li akraba sayısı arttıkça ve bunların tanı yaşı küçüldükçe risk artar. Bu durumda taramaya ya 40 yaşında yada KRK saptanan en genç aile üyesinin tanı yaşından 10 yıl öncesinden başlanır.
•    Ailesinde Familyal Adenomatöz Polipozis veya Herediter Non Polipozis Kolorektal Kanser  gibi kolon kanseri gelişimine zemin hazırlayan genetik sendromu bulunanlar.
•    İnflamatuar Bağırsak Hastalığı olanlar. Bu hastalarda belirli zamanlarda yapılacak kolonoskopi kontrolü ile kolonda gelişebilecek kanseri erken tanımak ve gerekli tedaviyi yapmak mümkündür.

GASTROİNTESTİNAL HASTALIKLARDA PROBİYOTİK KULLANIMI  VE DIŞKI TRANSFERİ
Kongrede mide bağırsak hastalarında probiyotik kullanımı ve dışkı transferi konuları da ele alındı. Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Törüner
"İntestinal floranın veya bir başka deyimle barsaklarımızda yaşayan bakteri/mantar ve virüslerin son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda pek çok hastalıkta -hem gastrointestinal hem de diğer sistem hastalıklarında- (obezite, kanser, kardiyovasküler hastalıklar vs.) rol oynadıkları ortaya çıkmıştır" diyerek şöyle konuştu:

PROBİYOTİKLER ANTİBİYOTİĞE BAĞLI İSHALDE ETKİLİ
"Aslında bu konudaki çalışmalar çok uzun yıllardır yapılmaktadır. Geriye doğru bakıldığında bu konuda yapılan ilk çalışmalar yüzlerce yıl önce Çin Tıbbında yapılan fekal nakline (dışkı nakli) kadar uzanmaktadır. Modern çağda ise bu konu tekrar keşfedilmiş ve geçtiğimiz yıllarda giderek artan bir şekilde çalışmalara konu olmaya başlamıştır. Günümüzde yapılan çalışmaların sonucuna bakıldığında intestinal floranın bozulmasının pek çok hastalıkta rol oynadığı ortaya çıkmaktadır. Bu hastalıkları sayacak olursak; Antibiyotik kullanımına bağlı ishaller, bakteriyel barsak enfeksiyonları, fonksiyonel barsak hastalıkları (irritabl barsak sendromu, spastik kolon), inflamatuvar barsak hastalıkları ve kanser sayılabilir. Probiyotiklerin kullanımının kesin olarak işe yaradığı gösterilen hastalıklar arasında antibiyotik kullanımı sonrası gelişen ishaller, gıda zehirlenmeleri ve bakteriyel/viral gastroenteritler sayılabilir. Ayrıca inflamatuvar barsak hastalıkları ve fonksiyonel barsak hastalıklarında da kısıtlı kullanımları mevcuttur. Probiyotiklerin kullanılmasının bir yan etkisi gösterilememesine rağmen, mutlaka konunun uzmanı bir doktor tarafından reçete edilmelidir.
DIŞKI TRANSFERİ NE KADAR ETKİLİ?
Fekal mikrobiyota nakli (dışkı nakli) için ise durum biraz daha farklıdır. Probiyotik kullanımının tersine bu işlem için bazı çekinceler devam etmektedir. Bugün için dünyada onay almış tek uygulama endikasyonu diğer tüm tedavilere refrakter (dirençli) antibiyotiğe bağlı ishal (pseudomembranöz enterokolit)dir. Bunun dışındaki uygulamalar günümüzde sadece çalışma amaçlı yapılmaktadır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda fonksiyonel barsak hastalıkları ve inflamatuvar barsak hastalıklarında olumlu bazı sonuçlar alınmıştır. Ancak bu olumlu taraflarının yanında bazı çekinceler de ortaya çıkmıştır. Fekal mikrobiyota (dışkı nakli) transferinde sağlıklı bireylerden alınan dışkı hastalara ağızdan veya barsaklara direkt uygulama ile verilmektedir. Bu konuda bu çekinceleri ortadan kaldıracak çalışmalara ihtiyaç vardır."

 

Bu haber 499 kere okundu.
    
Bu Habere Oy Ver :
Toplam 2 ziyaretçiden 5 puan
Diğer Haberler
  • Medyanın şişmanlıkla ve diyet sınavı - 28.11.2017 17:02:41
  • Migren aşısının sonuçları 2018'de açıklanacak - 28.11.2017 17:19:39
  • Türkiye'de inme merkezi yeterli değil - 28.11.2017 16:18:04
  • Kirli havadan ölüm trafik kazasındanölümden 8 kat fazla - 20.11.2017 15:45:01
  • Doktorlar şehir hastanelerini tartıştı - 17.11.2017 13:29:43
  • İTO davası reddedildi - 17.11.2017 13:16:52
  • Sağlık bütçesi 71. 5 milyar lira - 17.11.2017 13:03:11
  • KOAH dünyada 3. ölüm nedeni - 17.11.2017 13:07:54
  • Kolesterole karşı savunma sistemi keşfedildi - 17.11.2017 12:49:03
  • Tuz kas ve deride depolanıyor - 25.10.2017 17:13:08
  • Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Anket | Künye | RSS | Reklam

    Copyright © 2009 Sağlıkta Gündem