İSTANBUL- Sağlık sektörünün en deneyimli kurumsal halkla ilişkiler uzmanlarından biri olan Filiz Başaran, sağlık iletişiminde başarının basınla kurumun beklentilerinin örtüşmesini sağlamaktan geçtiğine inanıyor. 13 farklı ildeki Medical Park Hastaneler Grubu’na ait hastanelerin kurumsal halkla ilişkilerini ekibiyle birlikte planlarken attığı her adımda “güvenilirlik” kavramını korumayı esas sayıyor. Filiz Başaran mesleğinin püf noktalarını, işinin zorluklarını ve projelerini anlattı.
Uzun yıllardır hastanelerin kurumsal halkla ilişkileri alanında çalışıyorsunuz. Sağlık alanında uzmanlaşmayı neden seçtiniz? Bu alanın üstünlükleri ve zorlukları neler?
1991 yılından bu yana sağlık alanında çalışıyorum. Evlendiğimde bir yıl iş hayatına ara vermiştim ve artık bir an önce tekrar çalışmaya başlamak istediğim sırada, tesadüfen sağlık alanına girdim. Hatta “Kısa bir süre çalışır, başka bir şeyler yaparım.” diye düşünürken, bir de baktım ki aradan 20 yıl geçmiş ve ben hala sağlık sektöründe çalışıyorum. Benim için bu alanın hem güzelliği, hem zorluğu; direk insan hayatı ve insan yaşamının kalitesinin artırılması ile ilgili olmasıdır.
Kurumsal halkla ilişkiler kurumun algılanmasına nasıl bir katkı sağlıyor?
Kurumsal iletişim, aslında toplum ile kurum arasındaki iletişimi sağlıyor. Özellikle doğrudan toplumun her gelir ve kültür grubuna hitap eden şirketler için, bu kitleler ile kurum arasında güvene dayalı iletişim sağlamak çok önemli. Örnek vermek gerekirse; Kimse güvenmediği bir kuruma sağlığını, canını emanet edemez, etmez. Tüketiciye doğrudan mal ve hizmet üreten şirketler için de bu geçerli. Güvenmediğiniz bir şirketin malını alır mısınız, hizmet alır mısınız? Almazsınız. Bir şirket toplum ile iletişim kuramıyorsa, ne kadar iyi mal ve hizmet üretse de toplum onun mal veya hizmetini bilmediği için almaz. Kurumsal iletişim departmanları olarak bizler aslında halk ile kurumlar arasındaki köprüyüz. Biz ürünü değil kurumla halk arasındaki iletişimi sağlıyoruz. Ona uygun stratejiler üretip uyguluyoruz.
Siz zincir hastaneleri olan bir gruptasınız. Grubu hem kamuoyuna hem de kendi içine tanıtırken nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık sektörü çok önemli çünkü direk insan ve insanın sağlığı yani canı ile ilgili… Dolayısıyla zincir hastane olmanın avantajlarını topluma iyi anlatmaya ve bunları da değişik hastanelerimizdeki uygulamalı başarılarla anlatmaya çalışıyoruz. Zincir olmasını getirdiği zorluklar elbet var. Medicalpark Hastaneler Grubu, Türkiye’nin değişik şehirlerinde sağlık hizmeti verene 13 hastaneden oluşuyor. Tüm bu hastaneler ile iletişimi sağlayıp, onları kamuoyuna en doru şekilde, ve kurum politikalarına en uygun şekilde sunabilmek için çalışıyoruz.
Her ay da geri dönüşleri, hastanelerin yönetimlerine düzenlik olarak anlatıyoruz ki sonraki genel politikalarda bunları dikkate alsınlar diye. Bu konuda yönetimimiz de bize her türlü kolaylığı sağlıyor.
Doktorlarla sağlık habercileri arasında köprü olurken nelere dikkat ediyorsunuz? Hazırlanan basın bültenleri neye göre planlanıyor? Medya sizce basın bültenlerini yeterli haber kaynağı olarak görüp kullanıyor mu?
İki taraf arasında ortak bir dil oluşturmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Yapılan basın çalışmalarında çalıştığım kurumun hedefleri ile sağlık habercilerinin beklentilerinin örtüşmesine dikkat ediyorum. Her gün yeni bir şey sunamayacağınıza göre, elinizde olanı en iyi şekilde sunmanız gerekiyor. Tabii ki bunun için de tecrübe gerekiyor. “Güvenilir” basın bültenlerinin haber kaynağı olarak kullanıldığını düşünüyorum.
Sizce sağlık sektörüyle medya arasında sağlıklı bir dil oluşmuş durumda mı, varsa sorun olarak neleri tarif edersiniz?
Sektör olarak şanslı olduğumuzu düşünüyorum, medyada sağlık sektörüne emek vermiş, uzmanlaşmış bir çok haberci var. Belki biraz daha araştırmacı olmalarını isteyebilirim. Sağlık sektörü çok hızlı gelişmekte ve ticari olabiliyor. Bu nedenle daha dikkatli olmak gerekebilir. Sağlık popüler bir konu olduğu için zaman zaman konular manipüle edilebiliyor. Sağlık adı zaten kelime itibariyle manipülasyona açık bir konu.
Bunun tek çözümü, kendi aramızda da bir birimize anlayışlı olup, daha sağlıklı bir iletişim kurmaktan geçiyor. Biz sağlık iletişimcileri olarak hiçbir şeyi manipüle edemeyiz. Ama en sağlıklı ve bilgi için de mutlaka bizimle iletişim kurulmasını isteriz.
Yaptığınız işle ilgili neleri kriz olarak tanımlıyorsunuz? Krizleri nasıl yönetiyorsunuz?
Bana göre en önemlisi hastaya konulacak yanlış teşhis ve uygulanacak yanlış tedavidir. Bunu dışında popüler kişilerin zaman zaman hastalığının kurtarılamayacak kadar ilerlemiş olması sonucu hastanın yaşamını yitirmesi sonrasında oluşan durumlar. Bana göre en iyi kriz yönetimi, önceden hastaneler bünyesinde oluşturulmuş kriz ekibiyle birlikte, en hızlı şekilde durum değerlendirmesi yapılarak ilgili kişilerin bilgilendirilmesidir.
Sizi en çok heyecanlandıran projeniz ne oldu?
Benim projem değil de içinde bulunduğum projeler dersek; En büyüğü bence yaklaşık 2.5 yıl önce “Herkes İçin Sağlık” sloganıyla hizmet vermeye başlayan Medical Park Hastaneler Grubu içerisinde yer almam. O dönemlerde bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi üzerinde çalışırken; böyle bir uzman doktor kadroyla, son tıbbi teknolojik cihazlarla donatılmış hastanelerle herkese; SGK’lıdan, devlet memuruna, emekliye kadar herkese hizmet vermek istemek kendi başına bir sosyal sorumluluk projesidir diye düşündüm ve inandım.
Bunu dışında anne kimliği taşıyan biri olarak beni etkileyen diğer bir proje ise; “Bebekleri Yaşatalım Fonu” Projesi. Projenin amacı; Yenidoğan Yoğun bakımda tedavi olması gereken bebekler için, ancak bunu karşılayacak maddi gücü olmayanlar ailelere fon yaratmaktı.
Stresinizi nasıl kontrol ediyorsunuz? Ailenize yeterince zaman ayırabiliyor musunuz?
Genelde sakin bir insanım, bunun dışında açık havada spor yapmak bana çok keyif veriyor, 4 yıldır aralıksız her sabah yaklaşık 5-6 km yürüyorum, zaman zaman da tenis oynuyorum. Medical Park Hastaneler Grubu’nun, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde hastaneleri olması nedeniyle bazı dönemlerde oralara ziyaretler gerekebiliyor. Cumartesi günleri de çalışıyorum. Ayrıca seyahat etmeyi ve sosyal etkinliklerde de bulunmaya sevdiğim için eşim ve kızımla çok zaman geçiremiyoruz.
Ancak eşimin ve kızımın da hayatı oldukça hareketli. Pazar günleri öğleden sonraları birlikte program yapmaya çalışıyoruz. Bir süredir piyano dersi almaya başladım. Yurt içi yurt dışı veya İstanbul’da bir mekan olabilir fark etmek yeni yerler görmeyi ve keşfetmeyi seviyorum.
Filiz Başaran kimdir?
Almanya’da ev ekonomisi eğitimi aldı. Yurt dışı, özellikle Almanya ile iş yapan bir grupta asistanlıkla işe yaşamına başladı. Daha sonra Amerikan Hastanesi’nde uzun yıllar Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak görev yaptı. Şimdi Medical Park Hastaneler Grubu Kurumsal İletişim Direktörü olarak görev yapıyor.