İSTANBUL-Türkiye’de diyabetli hastaların haklarına ulaşmakta hala zorluklar yaşıyor. Milletvekili diyabetli ile vatandaş diyabetlinin eşit olmadığı, cezaevindeki diyabetli hastanın insüline ulaşamadığı, okuldaki diyabetli öğrencinin insülin yapacağı odasının hala bulunmadığı belirtiliyor. İşe başvurularda da diyabetli hastaların genellikle elendiği ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüklerine dikkat çekiliyor.
Bu önemli gerçekler 2020 yılına yönelik diyabet vizyonunun, hedeflerinin ve bunlara ulaşmak için gerekli stratejilerinin belirlenmesi amacıyla, yürütülen “Diyabet 2020: Vizyon ve Hedefler” projesinin 2. Çalıştay’ında gündeme getirildi. 16- 17 Ocak tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşen Çalıştay’a, 150’yi aşkın bilim insanı katıldı.
TEDAVİYE ULAŞIMDA VATANDAŞ MİLLETVEKİLİ AYRIMI
20 yıldır diyabet hastası olan TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, diyabetli hastaların da hakları olduğuna dikkat çekerek, ““İnsan hakları denilince sağlıklı insanların hakları akıllara gelir. Diyabet hastalarının da çok önemli hakları var. Diyabet yalnızca kişiyi değil, onun ailesi ve tüm sosyal çevresini etkiliyor” diye konuştu. Diyabetli hastaların tedavileriyle ilgili her türlü ihtiyacının SGK kapsamı içinde olması gerektiğine işaret eden Zafer Üskül, “Vatandaş diyabetli ile milletvekili diyabetli eşit değil. Bunu görünce gerçekten çok üzüldüm” dedi.
YILMAZ: VAN’DAKİ HASTA ŞEKER ÖLÇÜM ÇUBUĞU İÇİN ANKARA’YA GİTMEK ZORUNDA
Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı ve Diyabet 2020: Vizyon ve Hedefler Proje Koordinatörü Prof.Dr. M. Temel Yılmaz, ise diyabetli hastaların kullanmak zorunda olduğu şeker ölçüm çubuklarının önce endokronoloji uzmanı tarafından yazılması zorunluluğu getirildiğini ve bu çubukların önce hasta tarafından ödendiğini sonra SGK’dan bedelinin alınabildiğini hatırlattı. Van’daki bir hastanın reçetesine şeker ölçüm çubuğunu yazdırmak için Ankara’ya gitmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Temel Yılmaz, “Bu önemli bir hak ihlalidir. Endokronoloji uzmanı sayısı yetersiz. Hasta şeker ölçüm çubuklarına ulaşmak için çok uğraşmak zorunda kalıyor” dedi.
DİYABETİN GEÇ FARKEDİLMESİNİN MALİYETİ AĞIR
Diyabet 2020: Vizyon ve Hedefler’in, bir “Türkiye projesi” olduğunu dile getiren Yılmaz, Türkiye’de 6 milyon diyabetli hasta olduğuna ve diyabetlilerin yüzde 60’ının hastalığa yakalandıktan uzun süre sonra sorunun farkına vardığına dikkat çekti. Yılmaz, şöyle devam etti:
“Diyabetin geç fark edilmesi durumunda, ne yazık ki hastaların birçok organında hasarlar oluşuyor. Bu da çoğu vakada en az 10 yıl ömür kaybı demek… Bunun yanında, dünyada bilinen en ölümcül 5 hastalık arasında kabul edilen diyabet ve buna bağlı komplikasyonların tanısı, tedavisi, bakımı ve rehabilitasyonuna her yıl 5 milyar euro harcanıyor. Tüm bunları düşündüğümüzde, Türkiye’de farkındalık ve bilinçlendirme yaratmak, ilgili tüm taraflar için vizyon ve eylem planını ortaya koymak, kritik bir önem taşıyor. Biz de hep birlikte, bu amaç için bir araya geldik.”
OKUL ÇEVRESİNDEKİ FAST-FOOD NOKTALARI YASAKLANABİLİR
Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi Temsilcisi Prof. Dr. İsuf Kalo ise Çalıştay’a gelme nedenini şu sözleriyle açıkladı:
“Bu projede neler yapıldığını görmek ve elimden geldiğince katkıda bulunmak amacıyla buradayım, bu proje birçok ülkeye örnek olabilecek nitelikte, hatta ünlü St.Vincent Konferansı’nın bir ülkeye uyarlanmış şekli dahi diyebiliriz” dedi. Kalo, dünya genelinde 265 milyon diyabetli hastanın bulunduğunu belirterek, diyabetin bu hızla yayılması durumunda bu rakamın 2050’de 350 milyona ulaşacağını tahmin ettiklerini söyledi: “Dünyada yetişkin nüfusun yüzde 60'ı bu hastalıktan etkileniyor. Yaptığımız araştırma ve tespitlere göre, diyabet, çocuk hastalar üzerinde de hızla yayılıyor. Çocuk hasta sayısı hızla artıyor. Bu grubun, hastalıktan küçük yaşlardan itibaren korunması için, beslenme konusunda önemli önlemler alınması gerekiyor. Konu çok ciddi… Okullarda ve civarındaki fast food benzeri noktaların yasaklanması bile gerekebilir."
Uluslararası Diyabet Federasyonu Avrupa Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Şehnaz Karadeniz de Diyabet 2020 Projesi’nin başka ülkelere örnek olması bakımından önemini belirtti. Karadeniz, “Toplumun ilgili tüm kesimlerinin katılımını sağlayarak politika geliştirme süreci her ülkede ihtiyaç duyulan bir yaklaşım. Bunun Türkiye’de bir sivil inisiyatifle yapılıyor olması başka ülkelerin de Türk deneyiminden yararlanmasına yol açacak” diye konuştu.
Sanofi Aventis’in Medikal Direktörü Dr. Edibe Taylan ise yaptığı konuşmada Türkiye’de sağlık düzeyinin yükseltilmesine yönelik, önemli bir adım atıldığına dikkat çekti:“Sanofi Aventis’in bu projeye verdiği koşulsuz katkının halkımızın sağlık düzeyinin yükseltilmesinde etkili olmasını diliyoruz” dedi. Proje kapsamında gerçekleşen 2.Çalıştay’ın ardından, çalışma gruplarının oluşturduğu raporlar, farklı bölgelerdeki uzmanlar tarafından değerlendirildi.Tüm değerlendirmelerin sonucunda oluşturulan yeni doküman, Dünya Diyabet Günü olan 14 Kasım 2010’da açıklanacak.