Gelir vergisi kanununa eklenen “mali destek” içerikli bir madde ile üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığı kontrolüne alınmasının amaçlandığı öne sürüldü.
6009 sayılı “Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un Geçici 9’uncu maddesinde şu ifade yer alıyor:
"GEÇİCİ MADDE 9- Devlete ait üniversitelerin tıp fakültelerine bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi birimlerinden, ilgili üniversite rektörlüğünün talebi üzerine Maliye Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Sağlık Bakanı, Hazine Müsteşarlığı ile Devlet Planlama Teşkilatının bağlı olduğu Devlet Bakanları ve Yüksek Öğretim Kurulu Başkanından oluşan kurulca belirlenmiş kriterler çerçevesinde mali durumunun zayıf olduğu kararlaştırılanlara, belirlenecek tedbirleri uygulamayı kabul etmesi ve fiilen uygulaması şartıyla, yapılacak protokol kapsamında Bakanlar Kurulu kararıyla, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Maliye Bakanlığınca bir yıl içinde ilgili üniversite bütçelerine aktarılacak ödeneklerden ilgili döner sermaye bütçesine yardım yapılabilir. Bu maddenin uygulanması kapsamında gerekli olan iş ve işlemleri yapmaya ve usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir."
ÖĞRETİM ÜYELERİNİN AÇIKLAMASI
Sözkonusu kanunTürkiye Büyük Millet Meclisi tatile çıkmadan önce Genel Kurul’da görüşülmüş ve görüşmelerin sonunda bu geçici madde kanun metnine eklenmişti.
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nin yaptığı açıklamada bu maddenin üniversite hastanelerini kârlılığa dönük çalışmaya zorlayıcı olduğu öne sürülerek “Bilimsel araştırma ve öğrenci eğitimi sürdüren Tıp Fakülteleri’nin hastaneleri 'sadece hasta tedavi eden, hastalıklardan para kazanan işletmelere' dönüştürülmek isteniyor. 'Görece' özerk üniversitelerin öğretim üyeleri, hastane karını arttırmak üzere, Sağlık Bakanlığı’na bağlı çalışmaya zorlanacaktır.” denildi.
Bu girişimin Kamu Hastane Birlikleri Yasa Taslağı ile bağlantılı olduğu öne sürülen açıklamada Tıp fakültelerinin asıl görevlerinin eğitim olduğu, kar amaçlı bir sağlık kurumu olarak görülemeyecekleri belirtilerek “Tıp Fakültesi Hastaneleri’nin görev ve sorumlulukları nedir?” başlığı altında şu görüşlere yer verildi:
“Tıp Fakültesi Hastaneleri, Tıp Öğrencileri’nin hekim olmak üzere eğitim gördüğü, hastalıklar ile tedavi yöntemleri konusunda bilimsel çalışmalar ve buluşlar yapılan, üçüncü basamak hasta hizmetleri verilen kurumlardır.
Kurumların eğitim-araştırma-hasta hizmeti görevleri denge içinde yürütülür. Bu görev üçlüsünden herhangi birinin eksilmesi sistemi felç edebilir.
Tıp Fakültesi Hastaneleri doğrudan hasta bakım hizmetlerini yürütmek için değil, bu hizmeti yürütecek hekim adaylarını eğitmek, çok nadir ve tedavisi zor hastalıkları tedavi etmek üzere kurulmuş mükemmeliyet merkezleridir.
Tıp Fakültesi Hastaneleri’ni sadece hasta hizmeti birimleri haline dönüştürmek;
• Tıp eğitimini aksatır, kalitesini düşürür
Gelecek nesil hekimler daha az donanımlı yetişir.
• Bilimsel araştırmaların hızını keser, bilimsel üretkenliği yavaşlatır
Ülkemizde yeni yeni artan bilimsel yayınlar sayıca ve kalite olarak yetersiz hale gelir.
• Buluşlar yapılamaz, yeni tedavi yöntemleri geliştirilemez
Sadece yabancı bilim üretiminin izlendiği ve uygulandığı merkezler olur.
• Üniversite Hastaneleri’nin asıl görevi olan üçüncü basamak hasta hizmetini engeller.
Doğrudan birinci ve ikinci basamak hizmeti veren hastanelerdeki üçüncü basamak tedavi hizmetleri aksar. Bu merkezler artık özelliği olan hasta tedavisi için zaman ayıramaz hale gelir.
Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri’ni Sağlık Bakanlığı memuru olarak görevlendirmek;
• Ülkemiz tarihinde ilk kez, sivil yönetim sırasında, özerk üniversitelerin, siyasi irade tarafından kontrolünü getirir. Siyasi görüşü, bilimsel kanıttan daha güçlü kılar. Eleştirel, sorgulayıcı, tarafsız ve bağımsız vermesi beklenen, düşünce ve bulgularını, hakim anlayışla bağdaşıp bağdaşmadığına bakmadan cesurca ifade edebilen Tıp bilim adamı kimliğini yok eder.
• Vatandaşın eğitim, sağlık gibi temel haklarını karşılamakla görevli “Sosyal Devlet”in, bu hakları sağlayan kurumları kazanç getiren yapılanmalara çevirdiği izlenimini pekiştirir.
Tıp Fakültesi Hastaneleri’nin Sağlık Bakanlığı’na bağlanacağını gösteren kanıtlar nelerdir?
Yerel IMF heyeti Tıp Fakültesi Hastaneleri’ni kurtaracaktır (!)
• 6009 sayılı kanunun geçici 9.maddesi, “mali durumunun zayıf olduğu kararlaştırılanlara, belirlenecek tedbirleri uygulamayı kabul etmesi ve fiilen uygulaması şartıyla,” para yardımı yapılacağını belirtmektedir. Üniversitelerin kabul etmek zorunda kalacağı tedbirlerin neleri kapsayabileceği bilinmemektedir.
• Halen 4 Tıp Fakültesi Hastanesi bina yetersizliği nedeniyle Sağlık Bakanlığı yönetimine geçirilmek için anlaşmaya zorlanmaktadır. Bir üniversite rektörü de böyle bir anlaşma isteğini açıklamıştır.
• Sağlık Bakanlığı’nın medyada açıkça ifade ettiği gibi, Kamu Hastane Birliği Yasa Taslağı gereği, özel, kamu ve üniversite hastanelerini tek elden yönetilmesi istenmektedir. Sağlıkta piyasalaşma dönemi tekelleşme ile devam etmektedir.”