SG - Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi bir basın açıklaması yaparak, “Sağlık Bakanlığı Anayasa Mahkemesinin Tam Gün konusundaki kararını yanlış yorumlamaktan vazgeçmeli ve sonucu kabullenmeli” dedi. Basın açıklamasında Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın "tuzu kuru doktorlar" ve "karşı çıknalar tarih önünde hesap verecekler" sözleri eleştirildi.
Basın açıklamasında, “başka kurumlarda çalışma yasağı”nın mahkemece iptal edildiği ve kararın gerekçesi yayınlanıncaya kadar bu maddenin 30 Temmuz 2010’da yürürlüğe girmesi halinde giderilmesi güç zararlar doğuracağı için yürürlüğünün durdurulduğu belirtildi.
TTB, Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra,üniversitede olsun Sağlık Bakanlığı’nda olsun kamuda çalışan hiçbir hekimin muayenehanesini kapatmaya, işyeri hekimliğini bırakmaya veya ikinci görevinden ayrılmaya zorlanamayacağını bildirdi.
TTB açıklamasında, Bakanlıkça yapılan açıklamalarda “Bu uygulama 30 Temmuz 2010 tarihinden itibaren başlayacaktır” ifadesinin kullanıldığı ve “Kısmi zamanlı çalışmaya devam eden hekimlerin memurluktan atılacağı yönünde hukuk dışı ifadelere yer verildiği” belirtildi.
“İKİNCİ İŞ YASAK DEĞİL”
TTB’nin açıklamasında şöyle denildi:
Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ’ın “Devlet memurlarının ikinci bir iş yapmaları yasaktır. Devlet hastanelerinde çalışan doktorların ikinci iş yapabilmelerine izin veren bir kanun vardı. Bu kanun sadece doktorlar için bir istisna getiriyordu. Biz Tam Gün Kanunu’na bir madde koyarak bu kanunu kaldırdık. Bu istisna kalkmış oldu. Anayasa Mahkemesi de bu Kanun’u kaldıran maddeyi iptal etmedi. Bu halde doktorlar hem hastanede çalışıp hem muayenehane açamazlar.” yaklaşımı gerçeklerle bağdaşmamaktadır ve hukuki olarak hiçbir geçerliliği yoktur.
Gerçekten de; Sn. Bakan’ın bahsettiği 2368 sayılı “Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun”, Tam Gün Yasası ile 30 Temmuz 2010 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmaktadır ve CHP tarafından açılan davada bu düzenlemenin iptali istenmemiş ve bu nedenle de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmemiştir.
Ancak, bu durum kamuda çalışan hekimlerin 8 saatlik mesai sonrası işyeri hekimliği yapmasının, özel bir sağlık kuruluşu ya da hastanede ya da özel muayenehanesinde kısmi zamanlı çalışmasının yasak olduğu anlamına gelmemektedir.
YASAK OLAN FAALİYETLER
“2368 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde kamuda çalışan hekimlerin genel olarak kamu dışında çalışmaları, hekimlik mesleğini icra etmeleri yasaklanmış; 4. maddesinde ise belli koşullar altında bu yasağın kaldırılacağı ve serbest çalışmaya izin verileceği düzenlenmiştir. 5947 sayılı Tam Gün Yasası’nın 19/a bendi ile 30 Temmuz 2010 tarihinden itibaren 2368 sayılı Yasa ve bu Yasa’nın 3. maddesinde yer alan kamuda çalışan hekimlerin mesai sonrası mesleklerini serbest olarak icra etmelerini yasaklayan hüküm ortadan kalkmaktadır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu da kamuda çalışan hekimler için benzer bir yasaklama içermemektedir.
Çünkü; 657 Sayılı Kanun’da memurların kamu görevi dışında her türlü gelir getirici faaliyeti değil, yalnızca Kanun’un 28. maddesinde belirtilen işleri yaparak gelir elde etmeleri yasaklanmıştır. Bunlar ise tacir veya esnaf veya ticari mümessil sayılmalarını gerektiren faaliyetlerdir.”
“TTB PARALI SAĞLIK HİZMETİNİ SAVUNMUYOR”
Açıklamada ayrıca, hekimlik mesleğinin yasalarca ticari faaliyet sayılmadığı ve 1928 yılından beri (1219 sayılı yasa), hekimlerin yasanın yasakladığı durumlar hariç, kamu görevlerinin dışında mesleklerini kısmi zamanlı icra edegeldikleri bilgisi verildi.
Aksine uygulamaların Anayasaya aykırı olacağı ifade edildi ve şöyle denildi:
“Öte yandan hekimlerin kısmi zamanlı olarak çalıştıkları işleri, Sağlık Bakanlığı’nın hukuka aykırı açıklamaları ve olası girişimleri sonucu bırakmak zorunda kalmaları halinde doğacak zararların da sorumluları tarafından tazmini gündeme gelecektir. Bu nedenle, Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ, Anayasa Mahkemesi’nin kararını ısrarla yanlış yorumlamaktan vazgeçmeli ve sonucu kabullenmelidir.”
Sağlık Bakanının TTB’ye yönelttiği eleştirilerle ilgili olarak da “Türk Tabipleri Birliği’ne yönelik sağlık hizmetlerinin paralı olmasını savunduğu şeklindeki gerçekle hiçbir ilgisi olmayan mesnetsiz suçlamaları şiddetle kınıyoruz” ifadesi kullanıldı.
“TAM GÜN İÇİN TEKLİF VERDİK”
Açıklamada Türk Tabipleri Birliğinin reform adı altında sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesine karşı çıktığı vurgulanarak, “Türk Tabipleri Birliği; her zaman ve açık sözlülükle herkese eşit, ücretsiz ve nitelikli sağlık hakkının ve hekimlerin emeklerinin karşılığını alabildikleri bir Tam Gün uygulamasının savunucusu olmuştur ve bu doğrultuda hazırladığı alternatif “Tam Gün Yasa Tasarısı”nı da hekimlerin ve kamuoyunun yanı sıra Sağlık Bakanlığı’nın da bilgisine sunmuştur” denildi.
“TARİH ÖNÜNDE KİMLER HESAP VERECEK”
Sağlık Bakanı’nın “Türk Tabipleri Birliği tarih önünde hesap verecektir” sözlerini de bir ironi olarak kabul ettiklerini belirten TTB, “Tarih önünde kimlerin hesap vereceği bellidir” dedi.
Bu konuda şu görüşler ortaya konuldu:
“ *Tarih önünde hesap verecek olanlar; Avrupa Birliği Üçüncü Ulusal Programı’nda sağlık sektörünü özelleştirme kapsamına alanlardır.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar; vatandaşlara her bir reçete için 15 TL “katılım payı” ödetenlerdir.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar; özel hastanelere müracaat eden sigortalılara yüzde 70, yüzde 100 oranlarında “ilave ücret” ödetenlerdir.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar; vatandaşların sağlık hizmeti alabilmek için yaptıkları cepten harcamaları, uyguladıkları politikalarla dört katına çıkaranlardır.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar; gerçekten “istisnai” bir keşifle, bazı sağlık hizmetlerini “istisnai sağlık hizmeti” sınıfına sokarak yüzde 300’e kadar “katılım payı” alınmasını düzenleyenlerdir.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar; vatandaşlardan, sadece ayaktan tedavilerde değil, hastaneye yatarak tedaviler için de “katılım payı” almayı öngörenlerdir.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar; TBMM’ye sundukları “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı” ile, mevcut devlet hastanelerini şirket hastanelerine dönüştürerek özelleştirmeye hazırlananlardır.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar birinci basamak sağlık hizmetlerini özelleştirenlerdir.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar “kamu özel ortaklığı” adı altında 3000–5000 yataklı hastane kampüsleri ile adeta hasta fabrikaları için kentin en merkezi yerlerindeki arazileri uluslararası tekeller için rant alanları haline getirenlerdir.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar “iki, üç maddelik bir yasa çıkarıp kendi üyesi olduğu da dahil muhalefet eden meslek örgütlerini kapatmayı akıllarından geçirenlerdir.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar; Sağlık Bakanlığı’nı “Taşeron Bakanlığı”na çevirenlerdir.
• Tarih önünde hesap verecek olanlar; hekimleri, sağlık çalışanlarını kötü çalışma ortamlarında, güvencesiz koşullarda, düşük ücretlerle çalışmaya zorlayanlardır.”
“TUZU KURU DOKTORLAR”
TTB açıklamasında Sağlık Bakanı Akdağ’ın “tuzu kuru doktorlar” ifadesine de değinilerek Bakanın değerlendirmelerine şu karşılık verildi:
“Geçtiğimiz gün bir televizyon kanalında söylediği ‘Neden bir üniversite öğretim üyesi, bir anabilim dalı başkanı, hem anabilim dalı başkanı olacak hem de ’muayenehanem olacak’ der? Bunun sebebi çok açık. O ana bilim dalı başkanlığını muayenehanesi için bir şekilde kullanıyor da ondan’ şeklindeki sözleri için ise şimdilik sadece; kendisinin de politikaya girmeden önce Erzurum’da Atatürk Üniversitesi’nde öğretim üyesi iken aynı şekilde çalışıp çalışmadığını sormakla yetindiğimizi belirtiyoruz.”