İstanbul-Sağlık sektöründe yıllardır hizmet veren Şulecan Dalbudak sağlık sektöründe iletişim hizmeti vermenin manevi tatmininin yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Temsil ettiği akademisyenlerle medyanın egosunun yüksek meslek alanları olduğunu bu yüzden de işinin titizlik gerektirdiğini söylüyor. Şulecan Dalbudak'la mesleğini yürütürken yaşadığı zorlukları, dikkat ettiği noktaları ve krizlerle nasıl başa çıktığını konuştuk. İşte yanıtları:
. Akademisyenlikten halkla ilişkiler sektörüne geçiş uyum sorunu yarattı mı? Beklentilerinize uygun bir ortam bulabildiniz mi?
-Akademide daha içine dönük ve tabii ki daha teorik ve statik bir yapı var. Sektörde ise, insan ilişkileri ön planda ve daima gelişimi şart koşan dinamik bir yapı var. Bu durum ister istemez geçiş sürecinde uyum sorununa neden oluyor ama zaten benim kişiliğim sektörün dinamik yapısına daha uygun olduğu bu süreç çok uzun ve zor olmadı benim açımdan. Buna rağmen beklentilerime uygun bir ortam bulabildim dersem yalan olur. İlk dönemlerde çalıştığım sektörler beni mutsuz etti, benim için tanıtımını yaptığım, dolayısı ile satış ve pazarlamasına destek verdiğim hizmet ya da ürünün topluma sağladığı fayda çok önemliydi, yani yaptığım işin manevi tatmini beni motive eden en önemli şeydir. Bu nedenle ilk başlarda beni tatmin edecek sektörü bulma sürecinde biraz zorlandım.
.Sağlık alanında uzmanlaşmayı neden seçtiniz. Bu alanın üstünlükleri ve zorlukları neler?
- Sonunda bana uygun olan sektörün sağlık sektörü olduğuna karar verdim ve bu alanda yoğunlaştım. Sağlık sektöründe iletişim hizmeti vermenin manevi tatmini benim için çok yüksekti. Ayrıca, diğer önemsediğimiz bir konu da medyada sağlık konusunda uzmanlaşmış kişilerle çalışmaktır. Türkiye' de sağlık muhabirlerinin bu konuda uzmanlaşmış olması, ülkemizin sağlık konusunda bilinçlendirilmesinde oynadıkları rolün önemine uygun bilinç ve etik anlayışla kalemlerinin sorumluluğunun idrakinde olmaları bizim bu sektörü tercih etmemizin en önemli sebeplerinden olmuştur.
. Siz temsil ettiğiniz kurumlara ne tip hizmetler sunuyorsunuz?
- Hizmetlerimizi genel olarak stratejik iletişim danışmanlığı olarak özetleyebiliriz; medya danışmanlığı, ürün PR' ı, kurumsal PR, proje geliştirme ve uygulama, kriz yönetimi, satış ve pazarlama destek projeleri, eğitim projeleri, bireysel iletişim danışmanlığı (hekimlere), medya planlama ve satın alma. Pazarlama iletişiminde sağlık alanında uzmanlaşmanın önemi ve gereğine inanıyoruz. Özellikle sektörün ilan ve reklam yasaklarına hakim, etik kuralları bilen, inanan ve uygulayan bir ajans olmayı önemsiyoruz. Ülkemizin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısı göz önüne alındığında, ajans olarak, bu alanda yapılan PR ve reklam faaliyetlerinin hem toplum üzerinde, hem de hizmet verdiğiniz kurum ve kişilerle ilgili ciddi bir sosyal sorumluluğu üstlenmiş oluyorsunuz. Bu sorumluluğun bilincinde olmayı çok önemsiyoruz.
. Akademisyenlerle, ilaç firmalarıyla sağlık habercileri arasında köprü olurken nelere dikkat ediyorsunuz?
- Bu üçlü zincirin her bir halkasını sağlam ve güvenilir kılmaya çalışmak, halkaların dokularının birbirine uyumlu olmasını sağlamak zor, ciddi sorumluluk gerektiren ve bir o kadar da keyifli. Tüm dünyada akademisyenler yani hekimler egosu en yüksek olan kişilerdendir. Bir Latin atasözü "ağrı dindirmek Tanrı sanatıdır" der, düşünün hekimlerin egosunu artık. Tabii ki çok mütevazı hekimlerimiz de var, onları göz ardı etmemek lazım. Öbür tarafta egosu yüksek bir başka meslek grubu; haberciler yani dördüncü kuvvet. Aslında itiraf etmeliyim; iki ayrı kanalda ve bir radyoda sağlık programı yapmış biri olarak şunu söyleyebilirim, muhabirlik değil ama sağlık programcılığı halka ilişkiler uzmanlığı yapmaktan daha kolay. Hem hekimler, hem firmalar açısından masanın aranılan tarafında olmak daha kolay. Diğer tarafta ilaç sektörü, bugün dünya ekonomisinin bir numaralı mihenk taşı, insanlığın varlığını sürdürmesi için hizmet veren ve üreten çok büyük bir sektör. Ben aslında bu üçlü zincirin dokunacağı halk tarafında tarafım.
Türkiye'de sağlık bilincinin oluşmasında belki de hekimlerden daha etkili sağlık haberleri. Çünkü halkımız sağlık konusunda hekime danışmak yerine gazetede okuduğu veya TV'de dinlediklerini uygulamayı tercih etmekte.Bu üçlü zincirin sağlıklı bir birliktelikle halka oluşturması ve halka ulaşması için iletişimcinin önce ikna olması, sonra ikna etmesi gerekiyor. Halkla ilişkiler ikna mühendisliğidir. Ama konu sağlık olduğundan tüm bunları yaparken toplum yararını her şeyin üstünde tutması önceliği olmalıdır.
. Sizce sağlık sektörüyle medya arasında sağlıklı bir dil oluşmuş durumda mı, varsa sorun olarak neleri tarif edersiniz?
-Sağlıkta tanıtım ya da PR bizim ülkemizde çok zor. Özellikle tanıtım yasakları firmaları, kurumları, medyayı ve tabii ajansları zorluyor?
Ama bizim gibi az gelişmiş-sosyokültürel düzeyi düşük ülkelerde halk sağlık konusunda tercihlerini kendisi yapamayacağından, öncelikle sağlık bilincinin artırılması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bu konuda firmalar ve sivil toplum kuruluşları daha çok sosyal sorumluluk projeleri ile farkındalık yaratmak ve isimlerini bu projelerle gündeme getirmek ya da gündemde tutmak yolunu tercih etmektedirler. Medya ülkemizdeki tanıtım yasaklarına uymak zorunda, firmalar zaman zaman bu yasakların delinmesi yolunda taleplerde bulunabilmekte. Zaman zaman firmalar ya da hekimler haber değeri olmayan konuların haber olması konusunda ısrarcı olabiliyorlar. Biz genellikle hizmet verdiğimiz kurumlara önce medya ile nasıl iletişim kurabilecekleri ve medyayı nasıl kullanabilecekleri hakkında bilgilendirme çalışmaları uygulamayı tercih ediyoruz. Her konunun haber olamayacağı, her konu için basın toplantısı yapılamayacağı, hangi konunun hangi basınla paylaşılması gerektiğinden tutun da basın kitinin içeriğine kadar her konuyu titizlikle belirtiyoruz. Haberci mesleği gereği çok dinamik ve hızlı olmak zorundadır, hizmet verdiğimiz sektörde zaman zaman bu hızlı yapıya ayak uydurmakta zorlanıldığı oluyor.
. Sorunların aşılması için sizce taraflar öncelikle hangi adımlar atmalı?
- Sorunların aşılması aslında zamanla ve yaşanan tecrübelerle oluyor maalesef. Oysa, eski bir akademisyen olarak, ilk maça çıkmadan önce tüm taktikleri alıp, bunları doğru algılayıp, doğru yapabilmek için de antrenman yapmış bir takımla olmayı istiyorum. Bugüne kadar bir veya iki müşterimde bu hayalimi gerçekleştirme imkanım oldu. Bunun olması için danışmana teslimiyet gerekmekte, ama biz yönetim kadrosu ile çalışmakta olduğumuzdan, egosu yüksek kişilerin bu teslimiyeti kabullenmeleri zaman alıyor. Diğer yandan medya da ilaç sektörüne çoğu zaman temkinli yaklaşıyor. Aslında ortak hedef toplumun sağlığı ama ilaç sektörünün ticari kimliği nedeni ile genellikle verdikleri hizmet özellikle sosyal sorumluluk projelerinde, farkındalık çalışmalarında şüpheyle karşılanıyor ilk etapta. Bunu aşmak kolay değil tabii. Ama bilinmelidir ki, Türkiye'de ilaç firmalarının yürütmekte oldukları farkındalık çalışmaları (gerek uzmana, gerekse halka yönelik), sosyal sorumluluk projeleri toplumun sağlık bilincinin oluşturulmasında ve arttırılmasında çok önemli bir katkıdır.
. Yaptığınız işle ilgili neleri kriz olarak tanımlıyorsunuz. Krizleri nasıl yönetiyorsunuz?
- Genellikle küçük ve kısa süreli krizler yaşanabiliyor. Taraflar arasında sorunlar yaşanması, ürün ya da kurum hakkında olumsuz haber çıkması gibi daha önemli krizler de yaşabiliyor. Netice de sağlık sektörü ile çalışıyoruz. Hizmet verdiğiniz hastanede şaibeli bir ölüm gerçekleşebilir, tanıtımına hizmet verdiğiniz bir ilacın bir takım ciddi yan etkileri ortaya çıkabilir, rakiplerin agresif tanıtım saldırılarına muhatap olabilirsiniz. Her şeyden önce oluşmadan önce krizi hissedebilmek, anlayabilmek üzere yapılanmaya özen gösteririz.
Krizi yönetebilmek için öncelikle krizi çok doğru tanımlayabilmek gerekir. Ardından krizin niteliği ve niceliğine göre kriz planını hazırlayıp en kısa sürede eyleme koyarız.
. Sizi en çok heyecanlandıran projeniz ne oldu?
- Hangisini sayayım bilmiyorum ki, ben ikiz annesiyim, birini söylesem, öbürünün boynu bükük kalır. Birkaç örnek vermek gerekirse; 500 çifte umut kampanyası ile neredeyse 3.000 çifte bebek sahibi olma şansına vesile olmuştuk. Diğer yandan "Annemle Biz Kanseri Yeneriz" kampanyası ile 16 ilde kadınlarımızla buluştuk. Bu kampanya ile en iyi sosyal sorumluluk ödülüne layık görüldü projemiz. Diyabet Tır ile 25 bin kişinin kan şekerini ölçtük ve yüzlerce kişinin gizli şeker döneminde hastalığını fark etmesine vesile olduk. Minik diyabetli bir Türk kızının yaptığı resimle Dünya Birinciliğini almasına vesile oldu.
. Hangi kurumları temsil ediyorsunuz.
- Novo Nordisk, Novartis Onkoloji, Sifar İlaç, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD), Proje bazlı Türkiye Diyabet Vakfı, Europa Donna TR, Daiichi Sankyo, Proje bazlı Türkiye Hemofili Derneği.
. 10 yıl sonra kendiniz için nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz.
- Şimdilik 10 yıl sonra hala aktif çalışabilen, sağlıklı biri olmayı hayal ediyorum. Akademisyen yanımla da, 10 yıl sonra bu zor ve yorucu sektörde başarılı bir çok projeye imza atmış ve aynı vizyon ve misyonu benimsemiş gençleri sektöre yetiştirebilmiş olmayı hayal ediyorum.
ŞULECAN DALBUDAK KİMDİR?
1970 Gaziantep doğumlu. M.Ü. İletişim Fakültesi'nde Gazetecilik lisansını tamamladı (1993). M.Ü. Sos. Bil. Enstitüsü'nde Basın Ekonomisi ve İşletmeciliği ABD'ında yüksek lisans ve doktora yaptı. Altı yıl M.Ü. İletişim Fakültesi'nde akademisyen olarak hizmet verdi. Reklam, PR ve medya sektöründe danışmanlık, teknik uzman, yapım koordinatörlüğü ve yöneticilik yaptı. Özellikle sağlık sektöründe kurum, ürün ve konu PR' ı alanında uzmanlaştı. Bir çok kurum ve kuruluş için stratejik iletişim ve medya projeleri oluşturdu ve bunları hayata geçirdi. Gerçekleştirdiği Sosyal sorumluluk projelerinin çoğu ulusal ve uluslararası ödüllere layık bulundu. Evli ve iki çocuk annesi.