Pimi çekilmiş bomba: Aort anevrizması
Damar çapındaki artışa bağlı olarak omurgada oluşan baskı nedeniyle bel ağrısıyla belirti veriyor. 50 yaş üstündeki herkese bir kez karın ultrasonu çektirmesi öneriliyor.
23.2.2010 13:44:02

İSTANBUL-Sinsice ilerleyen bir sağlık sorunu olan ve genellikle damar sertliğinden kaynaklanan aort anevrizması, vücudun tüm damarlarında oluşabiliyor. Patlayarak ölüme bile neden olan aort anevrizmasının erken tanısı için 50 yaşını geçiren herkesin karın içi bilgisayarlı tomografi ya da ultrasonografi çektirmesi öneriliyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Doç Dr. Erdal Aslım,  en sık görülen belirtinin damar çapındaki artışa bağlı olarak omurgada oluşan baskı nedeniyle gelişen bel ağrısı olduğunu söylüyor ve ekliyor:

"Aort genişlemesi çevresindeki organlara baskı yapmaya başladığında, sorunun bulunduğu bölgeye göre; yutma güçlüğü, öksürük, nefes almada güçlük, karın veya bağırsak içinde oluşan ani kanamalar gibi yakınmalar da oluşturabiliyor.  Kontrol amaçlı tetkikler yapılmadıysa hastada anevrizma tespit edilemiyor. Anevrizmanın ilerlemesine karşın bir önlem alınmadığı için damar daha fazla şişiyor ve sonunda içindeki basınca dayanamayarak bir balon gibi patlıyor. Anevrizma yırtılırken buna şiddetli bir ağrı, bulantı ve kusma eşlik edebiliyor. Karın aortu yırtıldığında kan bir anda karın içerisine boşalıyor, kan kaybına bağlı tansiyon düşmesi ile hasta şoka giriyor. Organlara giden kan akımının durması ile hastanın yaşamı ciddi şekilde tehlikeye giriyor."


ERKEN TEŞHİS İÇİN NE YAPILMALI?
Aort anevrizmanın rutin bir tetkiki yok. Ancak ülkemizde 50 yaş üzerindeki herkesin daha önce yaptırmamışsa bir kez karın ultrasonu veya tomografi çektirmesi öneriliyor. Doç Dr. Erdal Aslım şunları söylüyor:

"Eğer aort çapları normal değerlerde ise hastanın kontrollerini 3 – 5 yılda bir yaptırması yeterli geliyor. Ancak 3–3,5 santime ulaşan bir aort tespit edilmişse hastanın takip altına alınabilmesi için ilk yıl altı ayda bir ultrasonla takip edilmesine karar veriliyor. Bu tetkiklerde damarlarda genişleme bulgularına rastlanmazsa rutin kontrollere yılda bir devam ediliyor. Damarın 5 santime yaklaştığı tespit edilirse kontrol süreleri yine 6 ayda bire indiriliyor ve hastanın mevcut yan hastalıkları, yaşı ile sahip olduğu risk faktörlerine bağlı olarak hangi tip müdahalenin ne zaman yapılacağına karar veriliyor. 

ANEVRİZMA TEDAVİSİ

Doç. Dr. ;Erdal Aslım, anevrizmanın tedavisi ve takibiyle ilgili şöyle konuşuyor:
"Küçük çaplı anevrizmalar 6 ay veya 1 yıl gibi aralıklar ile ultrasonografi ile takip ediliyor. Eğer 2cm’lik bir damarın çapı 3 cm’in üzerine çıktığı zaman anevrizma deniliyor. Ama bütün aort anevrizmaları ameliyat edilmiyor. Çünkü yapılan müdahalelerin de bir takım riskleri bulunuyor. Amerika ve Avrupa’da yapılan araştırmalarda aort çaplarının 5,5 cm'e ulaşana kadar genellikle bir yırtılma ile karşı karşıya kalınmadığı, çap 5,5 cm’i geçtikten sonraki yırtılma riskinin logaritmik olarak arttığı gözleniyor. Takip döneminde bazı önlemler alınıyor
Damar belli bir genişliğe ulaşana kadar hastanın takip edildiği dönemde, bazı önerilerde bulunuluyor"

ALINABİLECEK ÖNLEMLER
• Hasta ıkınma hareketinden uzak durmalı. Ağır şeyler kaldırmamalı. Kabızlık problemi varsa bunlara yönelik önlemler alınmalı. Çünkü ıkınma karın içindeki basıncı artırıyor.
• Zayıflamış damar duvarına sahip olan damar hattının içinden geçen kan akımının mümkün olduğunca düşük basınçta olması gerekiyor. Bu sebeple hastanın yüksek tansiyon sorununu çözmesi şart. Eğer hasta yüksek tansiyon ile yaşıyor ise mutlaka etkili düzeyde bir anti hipertansif tedavi altına alınması gerekiyor. Antihipertansif tedavi uygulanırken, “beta bloker” denilen damar duvarını biraz daha sıkılaştırarak direnci arttıran ilaçların alınmasını da tavsiye ediliyor.
• Kandaki yağ oranının azaltılması gerekiyor.
• Yapılan araştırmalara göre sigara içenlerin içmeyenlere göre daha fazla yırtılmalarla karşı karşıya kaldığı ortaya konmuş. Bu sebeple sigara içilmemesi gerekiyor.
• Yani imkanlar dahilinde öncelikle mevcut risk faktörlerini en aza indirgenmeye çalışılıyor.

DAMARA MÜDAHALE YÖNTEMLERİ
Damarda ani bir çap artışı olduğunda ek tetkikler veya müdahaleler gerekebiliyor. Bu müdahalelerde günümüzde 2 farklı yöntem kullanılıyor:
• Açık Operasyon: Karının açılıp damarın genişlediği bölgenin üst ve alt kısımlarından dolaşımın durdurulup genişlemiş damarın suni bir damar ile değiştirilme işlemidir. Genellikle %6–8 komplikasyon riski ile uygulanılabiliyor.
• Kapalı “Endovasküler” yöntem: Genellikle kasık bölgelerinin açılıp kasık damarının içinden karın içine genişlemiş damar bölgesine damar içinden anjiyografi eşliğinde genişlemiş damarın üst ve alt kısımlarının arasına içi stent ile desteklenmiş suni bir damar yerleştiriliyor. Bu işlem, yaklaşık %1–2 komplikasyon riski ile uygulanılabiliyor.
Hangi hastaya ve hangi anevrizmaya bu iki metottan hangisinin uygulanacağına damarlarının anatomik yapısı, hastanın yaşı ve ek hastalıkları göz önüne alınarak karar veriliyor.

AMELİYAT SONRASINDA YAŞAM
Operasyondan sonra yaklaşık olarak 2-3 ay süren bir nekahat dönemi gerekiyor. Bu dönemde 5kg’dan fazla yük kaldırmamak, düzenli yürüyüşler yapmak ve dinlenmek gerekiyor. Sigara içmek, hipertansiyon, yüksek kolesterol, şeker hastalığı, obezite gibi risk faktörlerinin hekim yardımı ile kontrol altına alınması gerekiyor. 

RİSK FAKTÖRLERİ NELER? 
• Ailede anevrizma varlığı
• Erkek olma (kadınlara göre 3 kat fazla risk)
• Sigara kullanımı
• Bacaklarda damar hastalıklarının var olması
• Hipertansiyon
• Kan yağlarının yüksekliği
• “Marfan sendromu” ya da “sistemik lupus”, “ ehlers danlos sendromu” gibi doğuştan gelen bağ dokusu hastalıkları ve özellikle ülkemizde daha yaygın olarak rastlanan “Behçet hastalığı” gibi hastalıklara sahip olma


www.sagliktagundem.com sitesinden 13.6.2026 12:21:51 tarihinde yazdırılmıştır.