İSTANBUL-Türkiye'de Yeşilköy'de yapılan ve 500 bilim insanın katıldığı 3. Uluslararası Lenfoma, Lösemi ve Kronik Miyeloid Lösemi Kongresi'nde son 10 yıl içinde en sık görülen 15 kanser türünden 7'sinde ölüm oranının azaldığı açıklandı. Toplantıda cilt kanserlerinin, karaciğer, tiroit ve pankreas kanserlerinin ise arttığı vurgulandı. Toplantıda radyasyonun kan kanserleri üzerindeki etkisi de ele alındı ve dünyada 500 nükleer atığın kaybolduğu bunlardan 250'sinin bulunduğu, kayıp 250'sinin de insan sağlığı için risk yarattığı hatırlatıldı.
ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün 2011 yılında 1975 ve 2008 yılları arasındaki istatiksel kanser veri ve gelecek yıllara ait tahmin raporuna dayanılarak yapılan açıklamada kalın bağırsak, beyin, mide, böbrek, hodgin dışı lenfoma, lösemi ve miyelom'un da bu kanserler arasında yer aldığı belirtildi.
Türkiye Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, kongrenin basın toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye'de hala lenfoma, lösemi ve KML hastalıklarının kesin sayısına ait bir veri bulunmadığını belirterek bir değerlendirme yaptı:
"Bir marka yaratmaya gayret ettik. Kongre toplam 500 civarında katılımla toplandı. Yarısı yabancı konuklardan oluşuyor. 37 yabancı ülkeden katılım var. Endüstriyel kaynaklar açısından uluslar arası İtalya ve Hollanda firmalarının da katılım sağladığı bir toplantı oldu. Türkiye’nin yakın komşuları hedef alarak başlatmıştık. Bilimsel açıdan sayılı kongreler arasına girdi. Meksika, Arjantin, Polonya, Kazakistan, Ürdün’den konuklar var. 40 konuşmacı da özel ve önemli isimler. Bunların da burada olması çok güzel. Lösemi, lenfoma, kronik miyeloid lösemi kan kanserleri, aynı kaynaktan geliyorlar. Lösemi ve lenfomanın ana hücreleri kardeş hücreler. Miyelom da kemik iliğindeki özel bir hücreden kaynaklanan kanserler. Kongreye katılan hocalar arasında akut lösemide uzman Martin Tallman, Bart Barlogie multipl miyelom konusunda dünyanın ilk 3 kişisinden birisi. En fazla hasta tedavi eden ve yeni tedavileri geliştiren doktorlardan."
Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mutlu Arat'da lösemi, lenfoma ve KML sayılarındaki azalmayı değerlendirerek, "1 Ocak 2008 neredeyse 250 bin lösemi tanısı olduğu ve hastaların hayatta olduğu biliniyor. Mesajımız doğru ellerde tedavi edibelirsiniz olacak" diye konuştu.
RADYASYONUN KAN KANSERLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Toplantıda radyasyonun kan kanserleri üzerindeki etkileri de değerlendirildi. Dernek Başkanı Prof. Dr. Özcan yüksek dozda yani 1gy'in üzerinde radyasyona kısa sürede vücudun maruz kalması sonucu akut radyasyon sendromu geliştiğine dikkat çekti ve şöyle konuştu:
İYOTLU TUZ EFSANESİ GERÇEK Mİ?
"Bu sendrom birhafta içinde meydana gelir, altı haftaya kadar uzayabilir. Kök hücre hasarına bağlı gelişen semptomlar kök hücreler kritik düzeye ulaşıncaya kadar devam eder. Japonya'da trajedinin boyutu henüz belli değil, ama algılanılandan daha sert bir talo bekliyoruz. Daha önce Çernobil'den etkilenen 29 kişiye kemik iliği nakli yapılmıştı ama hastalar kurtarılamadı. Bu konuda da yeterli veri bulunmuyor elimizde. Tirajedinin boyutu henüz belli değil. Aslında olanın algıladığımızdan daha sert . Radyasyonun ikinci önemli etkisi ise geç etkileri. Hiroşima'nın etkilerini hala görüyoruz. Japonya'daki kazanın da etkileri yüzlerce yıl sürecek. İyotlu tuz ise yalnızca tiroit kanserlerine karşı koruyucu etkisi var. Diğer kanserler için etkili değil."
Norhwestern Üniversitesi'nden Prof. Dr. Martin Tallman ise lösemi tedavisindeki gelişmelere ele aldı. ABD'de 13 bin lösemi görüldüğüne dikkat çeken Tallman, şöyle devam etti:
"Toplantıda hastalığı tüm boyutuyla ele aldık. Artık hastalığın oluşum mekanizmasını, tanı aşamasında hastalığın ana seyrini artık görebiliyoruz. Bunları bize sağlayan testler var.Lösemi hücresine özel geliştirilmiş ilaçlar da tedavi başarılarını olumlu etkiliyor. 55 yaş altındaki hastalarda iyi sonuçlar elde ediyoruz. Ama, hala yapılacak çok iş var. "
Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Teoman Soysal ise radyasyon kazasına maruz kalan kişilerin radyasyondan çok fazla etkilendiği için bazen kemik iliği nakline bile uygun olamadığına vurgu yaptı. Japonya'da santrele müdahale eden 50 itfaiyecinin kanlarının önceden dondurulduğuna işaret eden Prof. Dr. Soysal, "Gerektiğinde kendi kanlarıyla hastalara kök hücre nakli yapılabilecek" dedi.
Arkansas Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bart Barlogie ise kronik miyeloid lösemiyle ilgili gelişmelerle ilgili bilgi verdi. Barlogie artık hastalığın tüm genom analizinin yapılarak tedavisinin yapılmaya çalışıldığını söyledi. KML grubundaki hastalar içinde düşük riskli bir grup olduğunu bu grubun yüzde 85 oranında şifa oranı sağlandığını söyleyen Barlogie, "Bu da hastaların 10 senenin üzerinde sağ kalması anlamına geliyor. Tabii bir de yüksek riskli hastalar var. Bunlar da yüzde 15'lik grubu oluşturuyor. Ortalama şartlarda yaşama şansları 1-2 yıl arasında değişiyor. Ancak hastaya yapılan testlerde P53 geninin aktif olması, 1 numaralı kromozomun aktivitesinin artması hastalığın kötü seyirli olduğunun habercisi olduğunu biliyoruz" diye konuştu.