Türkiye’deki sağlık sisteminin son 25 yılını haberci olarak izleyerek, tüm zikzaklarına tanık oldum. Bu konuya bugüne kadar gelip giden hükümetlerden, çıkardıkları yasalardan, yaptıklarını söyledikleri reformlardan daha farklı bir cepheden, vatandaş cephesinden bakıyorum.
Genel anlamda hem devlet hastanesinde, hem üniversite hastanesinde, hem de özel hastanede hekimle hastanın sağlıklı bir biçimde buluşturulmasında ciddi sorunlar yaşandığını düşünüyorum. Hastanın sağlık sektörünün merkezinde olması gerekirken, hala kuyruğun sonunda yer almasının haksızlık olduğunu görüyorum. Hastanelerin birleştirilmesi, eczanelerden ilaç alınabilmesi, özel hastanelerden hizmet alınma döneminin başlaması gibi olumlu adımlar atılsa da bu sorun hala çözülebilmiş değil. Hastanın hekime gitme sayısının yılda 5’e ulaştığı belirtilse de sıkıntılar sürüyor.
Sistem hastayla hekime hala kapıda yığılmış yüzlerce hastanın baskısı altında görüşme şansı sunuyor. Hekim, performansını yükseltmek için bakması gereken hasta sayısını artırmanın telaşını yaşarken, hasta da hekimden hastalığının tanısı, verilen ilaçların nasıl kullanılacağı gibi birçok yaşamsal bilgi beklentisi içinde oluyor. Ancak görüşebildikleri 4-5 dakika içinde ne hekim görevini yapabiliyor, ne de hasta beklentilerini karşılayabiliyor. Tatminsiz hekim ve hasta sendromu oluşuyor.
Vatandaş da derdini anlatamamış ve anlayamamış olmanın sıkıntısının çaresini reçetelerine bol bol yazılan ilaçlarda, sık sık çektirilen BT ve MR gibi tetkiklerde arıyor. Sonuçta ne mi oluyor? 2 yıl içinde ilaç harcamalarının yüzde 40 oranında arttığı belirtiliyor. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’na yapılan başvurularda sağlık ve hasta hakkı ihlalleri ilk sırada yer alıyor. Bir yandan sağlık harcamaları artarken bir yandan da hasta ve hekimin memnuniyetsizliğinin artması kaynak yönetiminde bir sorun olduğunu gösteriyor. Bu süreçte, bakılan hasta, yapılan ameliyat kadar, sağlık personeli tarafından hastanın tansiyonunun, şekerinin, kilosunun kontrol altında tutulabilmesinin, yani bireyin sağlığının korunmasının da performans primine layık görülmesi gerekiyor. Aksi halde ne kadar çok para harcanırsa harcansın, sağlığı korumada, hekime ulaşmada, tanı ve tedavi başarısında performansı düşük bir sağlık sistemini tartışıp duracağız.