Gırtlak kanseri uzun süre saklı kalabilir
Ses telleri üzerinde oluşan tümörler olgunlaşıncaya kadar yıllarca belirti vermeyebiliyor. Bu nedenle uzun süre sigara ve alkol kullananların, yılda bir kez kulak burun boğaz muayenesi yaptırmaları tavsiye ediliyor.
20.4.2011 00:27:01

İstanbul Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Neolife Tıp Merkezi KBB Uzmanı Prof. Dr. Yusufhan Süoğlu, ağız içi ve gırtlak kanserlerinde ana nedenin sigara olduğunu, ancak hastalığın yıllarca saklı kalabildiğini belirtti. Dr. Süoğlu, bu bölge kanserlerinin yüzde 95’inin sigaradan kaynaklandığının tartışmasız bir veri olduğuna işaret ederek “bu tablo pasif içici konumundakiler için de geçerlidir” dedi.
Gırtlak kanserinin baş boyun cerrahisinin ilgi alanı içindeki en önemli hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yusufhan Süoğlu, şu bilgileri verdi:
“Baş boyun kanserlerinden özellikle gırtlak ve ağız içi kanserlerde en fazla göze çarpan nikotinin ve tütündeki kimyasalların kanserojen etkileri. Hastaların yüzde 95’inde sigara anemnezi ve uzun süreli kullanım hikayesi var. Giderek daha çok fark ediyoruz ki pasif içicilik de çok önemli bir faktör, örneğin daha önce akciğer kanseri nedeniyle eşini kaybeden bayanlarda pasif içiciliğe bağlı gırtlak kanseri oluşabiliyor. Sigara özellikle alkolle birleşince ağız içi tümörleri kanserojik etki daha fazla artıyor.”

“YILLARCA FARK EDİLMEYEBİLİR”

“15 yıl gibi uzun bir süre günde bir paket sigara içen ve bununla birlikte alkol tüketen kişiler yüksek risk altında sayılıyor. Gırtlak (larenks) kanserinde en öne çıkan belirti ses kısıklığı; ama bu da kanserli bölgenin gırtlak içerisindeki konumuna bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. Ses tellerindeki tümörler ses kısıklığı ile kendisini gösteriyor, ancak, bu ses tellerinin üzerindeki tümörler de tümör büyüyene kadar herhangi bir belirti vermiyor. Dolayısıyla 15 yıl boyunca alkolle birlikte sigara kullanımı olan kişilerin yılda en az bir kez kulak burun boğaz muayenesi olmalarında fayda var. Normal tedavilere cevap vermeyen ve uzun süren en ufak bir ses kısıklığının dahi peşine düşmek lazım. Erken tanıda, özellikle risk gurubundaki kişilerin endoskopik gırtlak ve ayrıntılı baş boyun muayenesi büyük fayda sağlıyor. Tedavi aşamasında; tümörün çıkartılması süreçlerinde çok büyük değişiklikler olmadığını ancak tümörden sonra ortaya çıkan doku kayıplarını yerine koyma (rekonstrüksiyon) alanındaki gelişmeler sayesinde hastanın kendi vücudundaki dokuları kullanarak gerçekleştirilen serbest doku transferleriyle ameliyat sonrası yaşam kalitesini düzeltici işlemler yapılabiliyor, bu süreçte aynı seansta iki ekip çalışabiliyoruz. Mikro cerrahi yöntemiyle gerçekleştirilen rekonstrüksiyon uygulamalarıyla, fonksiyonel ve anatomik defektlerin yerine konması sayesinde hastaların ameliyat sonrası beslenmesi, konuşması ve nefes alması sağlanabiliyor. Bu yöntemlerin yanı sıra ameliyat sonrası gelişmiş radyoterapi uygulamalarıyla da tedavi destekleniyor.”


www.sagliktagundem.com sitesinden 9.6.2026 14:01:25 tarihinde yazdırılmıştır.