ANTALYA-26-30 Ekim tarihinde düzenlenen 47. Ulusal Psikiyatri Kongresi'nde depremin yarattığı ruhsal sorunlar da ele alındı. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Burhanettin Kaya, Türkiye Psikiyatri Derneği olarak deprem haberini alır almaz içinde yer aldığımız sekretaryasını Türk Kızılay'ının yaptığı Afette Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ile birlikte gerekli girişimler başlamış ve görevlendirdiğimiz meslektaşlarımız bölgeye hareket etmiştir" dedi. Dernek olarak bölgede en az 6 ay aktif olarak görev alacaklarını söyyen kaya şöyle konuştu:
"Dünyada afetler son 40 yılda 3 kat artmış, son 20 yılda 3 milyon kişinin ölümüne neden olmuş. Depremlerde en sık oluşan ruhsal bozukluklar travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve depresyon dur. TSSB, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma ya da kişinin fizik bütünlüğüne bir tehdit olayını yaşama ya da başka bir kişinin ölümüne ya da ölüm tehdidi altında kalmasına tanıklık etme ya da ailesinden birinin ya da başka bir yakınının beklenmedik ölümünü, öldürülmesini öğrenmesi gibi ağır bir psikososyal travma sonrasında ortaya çıkan birtakım özgül
ruhsal belirtiler kümesi olarak tanımlanır. TSSB'nun oluşmasında ortaya kadın olmak, yaşlı olmak, düşük eğitim seviyesi, deprem öncesinde psikiyatrik sorunlarının bulunması, deprem sırasında korku yaşamak, enkaz altında kalmış olmak, kurtarma çalışmalarına katılmak, birinci derece yakınını kaybetmiş olmak, maddi kayıp yaşamak, sosyal destek ve devlet yetersizliği gibi değişkenlerin rolü vardır"
TSSB yaygınlığının deprem merkezine yakınlaştıkça arttığını vurgulayan Kaya, şöyle konuştu:
"TSSB'nin en önemli ve yaşamsal özelliği süregenleşme özelliği göstermesidir. Depresyonun eşlik etmesi iyileşme oranını azaltmaktadır. Bireylerin ruh sağlığı hizmetlerine ulaşamamaları, yardım arayışında bulunmamaları, özellikle sağlık hizmetlerinden gereken zamanda yeterince yararlanamamış olmaları da süregenleşmede çok önemli etkenlerdir. Psikiyatra başvurmama nedenleri arasında özellikle damgalanma korkusu, sağlık sistemine duyulan güvensizlik, deprem ile ilgili sıkıntı verici anıları yeniden yaşamaktan korkma, kaçınma, depreme bağlı ruhsal tepkileri yeterince ayırt edememe ve ekonomik nedenler yer almaktadır. İlk yapılması gereken ekip çalışması halinde krize müdahale, ruhsal ilk yardım, travmanın sonuçları ile başa çıkma becerilerini geliştiren eğitim çalışmalarını hayata geçirmektir. Kurtarma ekipler ve sağlık çalışanlarına yönelik eğitim yapılmalıdır. Bu bağlamda kriz merkezleri oluşturulmalı, tıbbi ve ruhsal destek çalışmaları beklenmeden yapılmaya başlanmalıdır."