Astrazeneca ilacını savundu
Crestor isimli ilacın diyabete neden olduğu iddiasının bilimsel gerçekleri yansıtmadığını ileri süren Astrazeneca Firması,riskin iddia edildiği gibi yüzde 9 olmadığını vurguladı.
26.2.2010 13:17:59

İSTANBUL- Kolesterol düşürücü ilaçların diyabete neden olduğu iddiasına Astrazeneca Firması'ndan yanıt geldi. Crestor isimli ilacın diyabete neden olma ihtimalinin daha yüksek olduğu ileri sürülmüştü. AstraZeneca Türkiye Medikal ve Ruhsatlandırma Direktörü Dr. Müjgan Ateş'in yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi:

"Crestor adlı ilacımızla ilgili haber, bilimsel gerçekleri yansıtmamaktadır. Yanlış yönde endişe yaratan bu haber tedavi altındaki hastaların tedavilerini yarım bırakmalarına sebep olarak mevcut kardiyovasküler hastalık risklerini artırmaktadır. Buna bağlı olarak Crestor kullanan hastaları hekimlerinin bilgisi olmaksızın tedavilerini kesmemeleri konusunda bilgilendirmek istiyoruz.
Bilimsel alandaki en önemli dergilerden biri olan Lancet’de, 17 Şubat 2010 tarihinde yayınlanan yeni bir makalede 13 büyük statin çalışmasında kullanılan 5 farklı statin, 91.140 hastayı kapsayan bir meta analizde değerlendirilmiş ve bu kapsamda statin tedavisi ile yeni diyabet gelişimi arasındaki ilişki araştırılmıştır.

Haberde yer aldığı gibi statin kullanan her 100 hastadan 9’unda diyabet geliştiği bilgisi gerçeği yansıtmamaktadır. Araştırma sonucunda, statin tedavisi ile kontrol grubu arasında yeni diyabet gelişiminde %9 fark bulunmuştur. Plasebo kullanan 45.619 hastanın %4.5’inde diyabet gelişimi gözlenirken, statin tedavisi alan 45.521 hastanın %4.89’unda diyabet gelişimi gözlenmiştir. %4.89 ile %4.5 arasındaki relatif fark %9’dur.

Bu araştırmada yer alan statinler arasında, diyabet riski ile ilişki açısından belirgin fark görülmediği belirtilmiştir. Haberde belirtildiği şekliyle Crestor adlı ilacımızın diğer statinlere oranla daha riskli olduğu iddiası doğru değildir.

Orta ve yüksek riskli hastalarda kısa ve orta dönem statin kullanılmasının kardiyovasküler olayları azaltıcı faydalarının, diyabet gelişiminde izlenen bu küçük risk artışına göre çok daha ağır bastığı vurgulanmıştır.

Orta veya yüksek riskli hastalarda ya da mevcut kardiyovasküler hastalığı olanlarda klinik pratikte seçilecek tedavinin, bu sonuçlar göz önüne alınarak değiştirilmemesi gerektiği bu çalışmanın araştırmacıları tarafından Lancet’deki makalede açıkça belirtilmiştir.

Haberde yer alan “Diyabet riskinin Türkiye’deki prospektüste yer almadığı” konusu ise haksız bir suçlamadır. Prospektüs konusundaki başvuru süreci Temmuz 2009’da başlatılmıştır. Bu konudaki gelişmeler ve süreç dünyada ve Türkiye’de şu aşamadadır; Rosuvastatin ile yürütülen güncel klinik çalışma sonuçları ve güvenlik profili AstraZeneca tarafından Amerikan Sağlık otoritesine sunulmuş ve FDA onayını takiben diyabet ile ilgili uyarılar ABD’deki prospektüsün, yan etkiler bölümüne Şubat 2010 da dahil edilmiştir.

Aynı başvuru Avrupa Sağlık otoritesine Nisan 2009 da, TC.Sağlık Bakanlığına Temmuz 2009 da sunulmuş ve prospektüs onay sürecleri halen devam etmektedir.
Ayrıca, Diyabet gelişimi ile ilgili bilgileri de içeren 5 yıllık Periyodik Güvenlik Güncelleme raporu da, Haziran 2009 tarihinde TC. Sağlık Bakanlığına sunulmuştur. "


 


www.sagliktagundem.com sitesinden 10.6.2026 17:10:23 tarihinde yazdırılmıştır.