"Üniversiteler değişimde geride kaldı"
Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın, Sağlık Bakanlığı ve özel hastanelerin sağlıkta dönüşüm programına uyum sağladığını belirterek, üniversite hastanelerinin ise bu değişime ayak uyduramadığına işaret ediyor. SİBEL GÜNEŞ
16.7.2010 02:47:18

İSTANBUL-Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Sabahattin Aydın, hükümetin Sağlıkta Dönüşüm programının her aşamasında yer alan önemli bir isim. Süreci tüm adımlarıyla bilen Aydın, yıllar süren bir çalışmadan sonra Medipol Üniversitesi’nin Rektörlüğü görevini tercih etti. Sağlık Bakanlığı’na gerektiğinde danışman olarak da hizmet vermeye devam edecek olan Prof. Dr. Sabahattin Aydın’la sağlıkta tartışma noktası olmayı sürdüren Kamu Hastane Birlikleri'ni, üniversite hastanelerin yaşadığı mali sorunları konuştuk. Aydın, optimal insan sayısının üzerinde bir ftıp fakütesinde insan varsa, verimliliğin düştüğünü, farklı modellerde eğitim yapacak, öğretim üyesini çalıştıracak alan yaratmak gerektiğine işaret ediyor.. İstanbul Üniversitesi'nin bunun örneklerini 17 ay içinde vereceğine dikkat çeken Aydın, Anadolu yakasında bir hastane açılabileceğini de vurgululyor.

-Genel anlamda 2002-2009 yılları arasında üniversite hastanelerinde kamudan yapılan harcamalar 3 kat , devlet hastanelerine 5 kat, özel hastanelerine 12 kat artmış. Üniversite hastanelerinin kamu harcamalarından daha az bir pay aldığı ortada. Öğretim üyesi payından da 400 milyon lira bir kayıp var. Üniversite hastanelerinin ihmal edildiğini düşünüyor musunuz?

Niye Sağlık Bakanlığı hastaneleri, özel hastanelerin sağlık harcamasından aldığı pay artmış da üniversite hastaneleri artmamış. Bu aslında sağlık sistemindeki değişen koşullara üniversite hastanelerin adapte olamadığının göstergesi. Üniversite hastanelerindeki fiyatlar düşmedi. Ödeme sorunu varsa bütün sektörün sorunu var. Ancak en dinamik özel sektör hızlı gelişip kapasite artırdı. Sağlık Bakanlığı 2.sırada yer aldı. Üniversite hastaneleri geride kaldı büyüyemediler. Kapasite artışına gidebilirlerdi. SGK’dan para alımındaki dağılımında sorun var.Tam günle birlikte 400-500 milyon lira gibi bir doğrudan öğretim üyesi farkı döner sermayeye kalan miktar olarak kayıp görünüyor. Bunun da normalde sağlık harcamaları hesaplanırken, harcamalar üzerinde kamunun harcamaları üzerine artı konması bakanlar ve bürokratlarla tartışıldı. Sonuçta uygun görüldü. Ama 2010 yılında bu karar uygulanamadı. 2011 yılında sağlık harcamaları hesaplanırken özel muayeneden kayıpları ön görülerek 500 milyon lira üzerinde bir paranın bütçeye konulacağını tahmin ediyorum. 

-Üniversite hastanelerinin döner sermayeden kaybı olan 500 milyon liranın üniversitelere tekrar verilmesi açısından fikri uzlaşma var mı diye kabul etmeliyiz?

Fikri uzlaşma tabii ki var. Bu paranın üniversitelere verilmesinde değil, nasıl nakledileceğinde sorun var. Eğer üniversite hastanelerimiz “o paranın nasılsa eklendi, rahat edeceğiz” derlerse yanlış olurdu. Para bütçe kalemi olarak transfer edilmiyor. Hasta hizmeti görülüyor, onun için geliyor.Üniversiteler kapasitelerinin artıramazlarsa, üniversite hastanelerine özel zam olmazsa yine zorlaşır işleri.

-Üniversitelerle ilgili bir başka konu daha var, 90 hastane birliği, 400 hastane olacak. Üniversite hastaneleri de SSK hastaneleri gibi Sağlık Bakanlığı’na bağlanacak.Sonuçta sağlık hizmetleriyle eğitim ayrıştırılacak iddiası var. Bu sizce gerçekçi mi?

Sorunun başına gelelim. Kamu hastane birliklerinin sayısı sınırlı görülüyor, sayı net verilemiyor. Ama yasada net bağlayıcı bir konu var. 80 ilde birlik olacağı yolunda bir kayıt var. İstanbul’da birlik sayısının 5-6 olması tahmin ediyor. İzmir’de birden fazla olabilir. Çok küçük illerde birkaç il birleşerek de olabilir. İl sayımıza yakın sayıda kamu hastane birliği olacağı doğru bir yaklaşım. Sayı 85-90 mı olur , ön görmek doğru değil. Hastanelerin belirli sayıya indirilmesi gibi bir konu yok. İllerde bundan önce açılmış hastaneler gözleniyor. SSK hastanesi açılmış, Sağlık Bakanlığı’na devredilmiş. Bütün illere 80 bin nüfuslu bir ilde yönetim birliğini de sağlayarak birleştiriyoruz. 200 bin nüfusun altındaki illerde birden fazla hastane birliği tartışılıyor. Bunların tek yerden yönetmeye çalışan bir yapı vardı. Kamu hastane birlikleri uygulandığı zaman bu hastanelerin sayısı ile merkezi yaptırımlar ortadan kalkacak. Kamu hastane birliği yönetiminin o bölgenin sağlık sorununu çözme sorumluluğu var. Daha dinamik kararlar alınabilecek. İlçe hastanesi zayıfsa “güçlendirilsin” diyecek. Birbirine yakın 2 hastane var. Birbirini tamamlıyor, benzer branşları var. "Birleştirilsin" denecek. Merkezi yönetim olduğu için hastanenin bölünmüş olması, yerel yönetim sorunu haline gelecek. Esas plan hastanelerin hizmet alanlarının homojen dağılımının sağlanması. Devlet hastaneleri 400’e indirilecek mi? Bunu ön göremiyorum Ama gereksiz yapıldığı düşünülen bazı hastanelerin birleşmesi kaçınılmaz olacak. Buna ek olarak bir kısmı güçlendirilecek.

-Üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na bağlanması söz konusu olacak mı? 

Üniversite hastaneleri genel kuruldan geçmediğine göre, söz konusu değil. Tasarı hiçbir şekilde Sağlık Bakanlığı hastaneleri dışında bir yaptırım koymuyor. Üniversitelerin mevcut hastanelerinin talebi olsa bile yorum ya da yasal değişiklik gerekebiliyor. Üniversite hastaneleri üniversitelere bağlı olacak. Ancak üniversite hastaneleri sağlık harcamasından daha az pay alıyorlar, daha geride kalmışlar. Yeni açılan üniversitelerin hastaneleriyle Sağlık Bakanlığı arasında afiliye olabilir.

-Çok köklü büyük üniversitelerin de hastaneleri ve ciddi bir hasta kapasiteleri var. Ama verilen eğitimin ve hizmetin çok üstünde öğretim üyesi olduğu ileri sürülüyor. Örneğin İstanbul Üniversitesi. Bu konuda atılacak adımlar var mı gündemde?

Bu hastaneleri büyütmek ve hasta kapasitesini artırmak lazım. Verimlilik için bu şart. Üniversitelerin bir çoğunda bu mümkün. Ya da öğretim üyelerinin verimliliğini optimal sağlamak için başka bir alan yaratmak lazım. Yeni fakülte açmak ya da başka fakültelere transfer etmek lazım. Optimal insan sayısının üzerinde bir fakültede insan varsa, verimlilik düşüyor. Farklı modellerde eğitim yapacak alanlar, öğretim üyesini çalıştıracak alan yaratmak gerekiyor. İstanbul Üniversitesi bunun örneklerini 17 ay içinde verecektir. Cerrahpaşa ve İstanbul Tıp Fakültesi’nin büyük performansı var. Sağlık kampüsleri oluşturulmasından söz ediliyor. İstanbul’da üniversiteler Avrupa yakasında büyümüşler. Örneğin İstanbul Üniversitesi bir hastanede Anadolu yakasında açabilir. Bu adımlar başarılı olmalı, çok ciddi tıkanıklık var. Bir tıp fakültesi 50 öğretim üyesi ile 100 asistana eğitim veriyor diyemezsiniz. Bu kadar çok asistan olursa çalışacak alan olmaz. Asistanı artıramıyorsunuz, ameliyat sayısını artıramıyorsunuz. Ek binalar açılması gerekecek.Tabii bu adımların da bakanlığın planlamalarıyla örtüşmesini sağlamak lazım. Araştırmak lazım. En hızlı olacak olan fazla olan üniversite öğretim üyelerini dağıtmaktır. YÖK dağıtabilir ama kabul edilmez.

-Peki nasıl bir çözüm üretilecek? İstanbul Üniversitesi’nden bir öğretim üyesi Sağlık Bakanlığı hastanelerinde mi görevlendirilecek?

Tam gün Yasası’nda kamuda part time çalışma planlanıyor. Üniversitelerde Tam Gün Yasası uygulanmaya başlandığında örneğin Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden bir öğretim üyesi Sağlık Bakanlığı’nın ihtiyaç duyduğu bir eğitim hastanesinde çalışabilir. Asistan eğitimi verebilir. Tabii bu durumda öğretim üyelerinin özlük hakları korunacak, döner sermayeden pay almaları da sağlanacak.
-Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği Başkanı Ali Tezel 2012’de devlet hastanesi kalmayacağını, birliklerin hepsinin satılacağını ileri sürüyor. Sizce böyle bir ihtimal var mı?

Kamu hastane birliklerini satılması gibi bir şey söz konusu değil. Ali Tezel ile yaptığınız röportajınızı okudum. Ali Tezel zeki bir insan. Ama akla gelmeyen bir yorum yapıp sonuç çıkarmasına da şaşırdım. Kamu hastane birliklerinin özerkleştiriyoruz. Merkeziyetçi yapının elinden alınıyor. Birlikler hantal merkezi yapıyı değiştiriyor, özelleştirmenin risklerini de ortadan kaldırıyor. Burada herkes yönetim kurulunun hastane mülklerini devretmesine takılıyor. Kanun koyucular son derece cömert davranmışlar.Mevcut hastanelerin hiçbir şeyi satılamaz. Yarın da satılmayacak. Ali Tezel’in görüşleri bu noktada yanlış. Kanun yanlış anlaşılıp eleştiriliyor. Kamu hastane birlikleri çalışana reform getirmiyor. İnsanlar devlet memuru olarak çalışmaya devam ediyor. Bana göre 657 sayılı yasa istenilen performansın sürdürülmesini engelleyecek. Mevcut yasaya göre yalnızca birlik yöneticileri sözleşmeyle çalışacak, diğerleri değil. Anayasa Mahkemesi’nin bozduğu maddeler dikkate alındığında kadro karşılığı sözleşme maddesi konuldu. Sağlık personeli ayrıldığında da kadrosu korunuyor. 3 yıllık sözleşmesi yapılıyor. Birlik hastane yönetimine serbest meslek icra eden biri atanırsa sözleşmesi biterse işsiz kalabiliyor. Kamu kurumu mensubu kadro verilmişse onu koruyor. Geçmişi koruma adına doğrudur ama birliğin atak yapması açısından tartışılmalıdır.

-Siz neredeyse Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın tamamında rol aldınız. Şimdi özel bir vakıf üniversitesinin rektörlük görevini üstlendiniz. Neden böyle bir görev değişimine ihtiyaç hissettiniz?

Biliyorsunuz bakanlıkta görev yaparken bir yandan klinisyenliğimi sürdürüyordum. İstanbul Üniversitesi’nde sağlık hizmetleri konusunda danışmanlık görevim var. Yeni görevim rektörlük ama Sağlık Bakanlığı ihtiyaç duyduğunda danışman olarak da çalışıyorum. Bakanlıkla böyle bir ilişkimiz var. Hastane birliklerinde şu anda yasal süreçte katkım olmaz. Ama uygulamada fikri olarak katkım olacak.

-Medipol Üniversitesi'nde nasıl bir yapılanma söz konusu. Sağlık personeli açığı Türkiye için bir sorun. Üniversite sağlık bilimleri ağırlık mı olacak?

Şimdi aslında sağlık ağırlıklı bir üniversite değil. Güzel sanatlardan iletişim fakültesine kadar birçok bölümü var. Ama kurucu vakfın sağlık vakfı olması, benim de sağlık alanında birikimim olması nedeniyle sağlık alanında da çalışacağız. İstihdam sorunu olmayacak bir alan düşünüldü. Sağlıkta büyük bir açık var. Tıp, diş hekimliği, sağlık bilimleri fakültesi en çok ihtiyaç duyulan dallar. Öncelikle ciddi istihdam açığı olan alanda başlıyoruz eğitime.

-Üniversiteye bir eğitim hastanesi açmayı planlıyor musunuz?

Başlangıçta, sağlık bilimleri fakültelerini büyük bir eğitim hastanesi ile açmayı planlıyoruz. Öğrenciler işin pratiğini birinci sınıftan öğrenmeye başlayacak. 690 kişilik hemşirelik fizyoterapist, diş hekimliğinde 59, tıpta ise 30 öğrenci olacak. Öğrencilerin hepsi burslu olacak. Öğrenci geliri ile üniversiteyi çevirmek gibi hedef olursa başarısız olur. Kurucu vakfı güçlü olacak, destekleyecek ilk yıllarda öyle olacak. Medipol Hastaneler Grubu’nun inşa ettiği hastane Bağcılar’da olacak. Bulunduğu yer düşünülürse vatandaşa yük yüklemeden hizmet vermeyi planlıyoruz


www.sagliktagundem.com sitesinden 9.6.2026 13:09:26 tarihinde yazdırılmıştır.