“893 Türk kobay”
İlaç araştırmalarına belli safhalarda katılan 893 Türk’ün öldüğü haberine açıklama geldi. Haber Vatan gazetesinde yayımlanmıştı. Açıklamayı ve Vatan gazetesinde yayımlanan o haberi sunuyoruz.
15.11.2011 19:27:51

Bir yabancı dergiden alıntı yapılarak yayımlanan “893 Türk kobay, dev ilaç şirketlerinin kurbanı oldu” başlıklı haber kafaları karıştırdı. Yeni ilaç denemelerinde Türkiye’de 893 kişinin öldüğü haberinin yayımlanması, hem sağlık sektöründe hem yurttaşlar arasında meraklı bir arayışa neden oldu.
Farklı yorumların ve eleştirilerin yapıldığı haberle ilgili olarak Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü bir bilgilendirme duyurusu yaptı.
Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden “İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’nün bilgi notu” olarak yapılan açıklama şöyle:
Türkiye ve dünyada yapılan klinik araştırmaların tamamı “www.clincaltrials.gov” isimli resmi internet sitesinde yayınlanmaktadır. 15 Kasım 2011 tarihi itibariyle bu sitede: Hindistan'da 1.728, Meksika'da 1.488, ABD'de 57.678, ülkemizde ise 893 klinik araştırma yapıldığı ifade edilmektedir.

Gazete haberinde ise, "Türkiye'de Ocak 2007 - Aralık 2010 tarihleri arasında yapılan ilaç deneylerinde kobay olan binlerce kişiden 893'ü hayatını kaybetti. Bu rakam Hindistan'da 1700'ü aşarken Meksika'da da 1500'e yakın kobayın öldüğü belirtildi." şeklinde yer almaktadır.

Söz konusu haberde bilgi eksikliğinden kaynaklandığını düşündüğümüz bazı yanlışlıklar bulunmaktadır. Şöyle ki:

Gazete haberine kaynaklık eden "Vanity Fair" isimli dergi bilimsel bir dergi olmayıp pop kültürü, moda ve politik magazin dergisidir.

“clinicaltrials.gov” sitesinde veriler incelendiğinde Türkiye'de yapıldığı iddia edilen çalışmaların bir kısmının ilaç dışı, bir kısmının da ruhsatlı ilaçlarla yapılan çalışmalar olduğu görülmektedir. Ayrıca bazı çalışmalara ise henüz gönüllü alımı dahi yapılmadığı ifade edilmektedir.

Ülkemizdeki klinik araştırmalarla ilgili mevzuat, Uluslararası İyi Klinik Uygulamaları (ICH-GCP) ilkeleri, Avrupa Birliği direktifleri ve Helsinki Bildirgesi’nin son metnine paralel olarak hazırlanmıştır. Dolayısı ile dünyada uygulanan en son ve en gelişmiş mevzuat ülkemizde de uygulanmaktadır.

Bu klinik çalışmalara katılacak gönüllüler, kendi serbest iradeleri doğrultusunda ve maddi teşvik olmaksızın bu çalışmalara katılabilmektedirler.

Bu çalışmalar genellikle çok merkezli ve uluslararası (birkaç ülkede birden) yapılmakta ve her ülkeden farklı sayıda (3-5 veya 10 gibi) gönüllü bu çalışmalara alınmaktadır. Dolayısıyla gönüllülerin tümünün Türkiye'den alınması söz konusu değildir. Bu gönüllülerin bir kısmı Almanya, bir kısmı İngiltere bir kısmı Yunanistan gibi değişik ülkelerden olabilmektedir.

Söz konusu klinik araştırmaların, kişinin serbest iradesiyle verdiği bilgilendirilmiş gönüllü oluru, bağımsız Etik Kurulu onayı ve Bakanlık izni olmadan başlatılması ve yürütülmesi asla mümkün değildir. Bunlardan herhangi birine aykırı davranılması hem Anayasamıza hem de Türk Ceza Kanununun 90. maddesine mugayir (aykırı) işlem yapılması demektir. Böyle hareket eden sorumlular 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır.

Ortadoğu ülkeleri içerisinde Türkiye’nin klinik araştırmalardaki payı % 10’dur. İsrail'in payı ise % 76'dır. İsrail'de 7 Aralık 2010 tarihi itibariyle yapılan çalışma sayısı toplam 2.705’tir. Buna göre 70 milyon nüfusu bulunan ülkemiz ile 7 milyon nüfuslu İsrail karşılaştırıldığında ülkemizdeki sayının çok daha düşük olduğu görülmektedir.

Sonuç olarak bir kez daha vurgulamak isteriz ki, klinik araştırmalara katılmak bir “hasta hakkı”dır ve tamamen gönüllülük esasına göre yapılmaktadır. Bu çerçevede ülkemizde yapılan klinik çalışmalar, uluslararası mevzuat çerçevesinde hazırlanan ulusal mevzuatımıza göre yürütülmekte ve çok sıkı bir şekilde denetlenmektedir. Mevzuata aykırı hareket edenler hakkında ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde ağır cezalar uygulanmaktadır.”

AÇIKLAMAYA NEDEN OLAN HABER

İşte Vatan gazetesinde yayımlanan o haber:

“893 Türk kobay ilaç şirketlerinin kurbanı oldu!
Amerika’da yaptıkları araştırmalarda ürettikleri ilacın yararlı olduğuna dair herhangi bir onay almayan dev ilaç şirketlerinin aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkede insanlar üzerinde deney yaptıkları iddia edildi. İngiliz Independent gazetesi, son 3 yıl içerisinde Türkiye’de bu deneylerde 893 Türk’ün öldüğünü yazdı

HAYVANLAR üzerinde gerçekleştirilen ilaç deneyleri tüm dünyada dev kampanyalar yürütülürken Amerika’nın 1 milyonu aşkın tirajlı dergisi Vanity Fair bu yılın Ocak ayındaki sayısında, “Ölümcül ilaçlar” başlığıyla dünyanın dört bir yanında insanlar üzerinde gerçekleşen ilaç deneylerini haber yapmıştı. Haberde ABD’deki birçok ilaç şirketinin yasalardan kaçınmak ve araştırma maliyetini düşürmek için, insanlarla yapılan deneyleri fakir ülkelere taşıdığı ve bunlardan Türkiye’nin 6’ncı sırada yer aldığı belirtildi. İngiliz The Independent gazetesi ise dün manşetten yayınladığı haberde, Vanity Fair’in haberindeki en büyük eksikliği giderdi ve bu deneylerde hayatını kaybeden insanların sayısını yayınladı. Independent’in haberine göre Türkiye’de Ocak 2007 - Aralık 2010 tarihleri arasında yapılan ilaç deneylerinde kobay olan binlerce kişiden 893’ü hayatını kaybetti. Bu rakam Hindistan’da 1700’ü aşarken Meksika’da da 1500’e yakın kobayın öldüğü belirtildi. Gazete, sadece Hindistan’da bir yıl içinde gerçekleşen 1600 klinik deneyde 150 bin kişinin para karşılığı ya da tedavi umuduyla kobay olmayı kabul ettiğini yazdı. Habere göre, yasaların çok gevşek olduğu Hindistan’da bu kobaylar arasında okul çağındaki genç kızlar da bulunuyordu ve 13 yaşındaki Sarita adlı bir genç kız, ailesinin bilgisi dışında kobay olarak kullanılırken akciğerlerinin iflas etmesi sonucu hayatını kaybetti.

Türkiye dünyada 6’ncı

ABD’deki sıkı denetimler nedeniyle deneylerini ve insanlar üzerindeki klinik testlerini yasaların nispeten daha gevşek olduğu az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelere kaydıran batılı ilaç şirketleri de şöyle sıralandı: Pfizer, Bristol Myers, PPD, Squibb, Amgen, Bayer, Eli Lilly, Quintiles, Merck, KGaA, Sanofi-Aventis, Wyeth. Türkiye klinik deneylerin en fazla yapıldığı 6’ncı ülke. İlaç şirketleri, Amerika’da yapılan araştırmalar sonucunda ürettikleri ilacın yararlı olduğuna dair herhangi bir onay alamazlarsa, bunların yerine Türkiye, Hindistan, Fas, Romanya, Çin gibi ülkelerde yapılan klinik deneyler yürütüyorlar. Burada denekler daha ucuz ve bilinçsiz olduğu için tehlike olasılığı yüksek ilaçlar bile rahatlıkla test ediliyor, olumsuz sonuçlar alınması halinde daha az sorun yaşanıyor. Yani yabancı ülkelerdeki Sağlık Bakanlığı’ndan onay alarak yapılsalar da deneklere zarar verme olasıkları daha yüksek olan ilaçlar deneniyor. Türkiye’de şimdiye dek gerçekleştirilen klinik deneylerin sayısı 716’yı buldu. Ancak bu deneylerde en az 10 Türk denek kullanıldığı düşünülürse kobay Türkler’in sayısının 7 binden fazla olduğunu söylemek mümkün. Sadece 2007-2008-2009-2010 yıllarındaki deneylerde 893 kişinin öldüğü düşünülürse olayın dehşeti de artıyor.

‘Canlarına okuruz’

Sağlık Bakanlığı, ABD’li ilaç firmalarının, Türkiye’deki insanlar üzerinde para karşılığında ilaç deneyleri yaptırdığı iddiası üzerine bir açıklama yapmış ve klinik deneylerin hem Sağlık Bakanlığı hem etik kurullar tarafından denetlendiğini, deneklere para verilmesinin de yasak olduğunu belirtmişti. Yetkililer, etik kurul onayı olmadan yapılan araştırmaların 3 yıla kadar hapisle cezalandırıldığını ifade etti. Bakanlık, “Türkiye bu konunun en sıkı denetlendiği ülkelerden birisi. Ölüm, hastalık olsa canına okuruz” dedi.

‘Türkiye’de rakam binlerce kişiye ulaşır’

İNGİLTERE’nin prestijli gazetelerinden The Independent’in Hindistan’da ilaç firmalarının insan kobaylar üzerindeki deneylerini konu alan haberi ilaç sektörünün yeniden tartışılmasına yol açtı. Klinik Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tulunay ‘Kobay dehşeti’ne ilişkin şunları ifade etti: “Gönüllü olarak Türkiye’de ilaçlara kobay olan binlerce insan var. İmzaladıkları formlarla ölümle sonuçlanabilen deneylere maruz kalıyorlar. Bundan daha da tehlikelisi hastanın ve hastanın yakınlarının haberi olmadan ilaç şirketleri aracılığıyla doktorlar tarafından gizlice yapılan ilaç araştırmaları. Örneğin Nijerya’da Pfizer’in gizli yaptığı ve piyasadan kaldırılan Trovan isimli antibiyotik araştırmasında onlarca çocuk öldü. Bu olay dolayısıyla şirket Nijerya hükümeti ve hasta sahiplerine çok yüklü tazminatlar ödedi. Amerika’da FDA uzun yıllar ciddi septik şokta etkili olduğu iddia edilen ve Türkiye’de 20 mg’lı flakonun 2 bin 170 TL’den satılan XIGRIS LILLY firması tarafından piyasadan çekildi. SGK milyonlarca lirayı bu ilaca döktü. İlaçları denetlemek için kurulan etik kurulunda hiç deneyimi olmayan ve klinik değil ‘veteriner’ farmakologlar var. Tam tersi durumlar da söz konusu örneğin Sanofi-Aventis firması üretimi olan ‘Ketek’ adlı antibiyotik için sahte, kağıt üzerinde araştırmalar yaptı. Bu durum dolayısıyla da çok insan hayatını kaybediyor. Dolayısıyla Türkiye’deki rakam binlerce kişiye ulaşır.”


www.sagliktagundem.com sitesinden 11.6.2026 16:25:00 tarihinde yazdırılmıştır.