SG - Sağlık Bakanlığı müsteşarlığı görevinden sonra TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak görev yapan AKP Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı’na yönelik eleştirilerin “şablon” eleştiriler olduğunu söylüyor. Özelleştirmenin akıllarından geçmediğini belirten Ünüvar, “bizi ancak kamulaştırmayla suçlayabilirler” diye ekliyor. İşte gündemdeki eleştiriler ve Prof. Dr. Necdet Ünüvar'ın yanıtları.
Sayın Necdet Ünüvar, sağlık meslek örgütleri ve sendikalar, Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı’nın özerkleşme değil özelleşme olduğunu ve sağlık çalışanlarının da mağdur olacağını ileri sürüyor? Bu taslak önce özerkleşmeyle başlayıp özelleştirmeyi de beraberinde getirecek mi?
Bizi ancak özelleştirme değil, kamulaştırmayla suçlayabilirler. Kesinlikle hayır bu açıklamalarda gerçeklik payı yok. Bizim çalışmalarımızla özel hastanelerden vatandaş hizmet alabilir hale geldi. Ne dediler bize, ‘özel sektörü teşvik ediyorlar, özelleşme yapıyorlar’ dediler . Oysa kamuda çalışan hekimler arasında muayenehanesi olan hekim oranını biz düşürdük. 2002 tam zamanlı çalışan hekim oranı da kamuda yüzde 11’di. Bu oran bugün yüzde 82’ye çıktı. Vatandaşın cebinden sağlık harcamaları azaldı. Artık hastaneye yatması için muayenehaneye gitmesi gerekmiyor. Bir nevi kamulaştırma gibi addedildi. Özelleştirme Kamu Hastane Birlikleri Yasası ile aklımızdan geçmeyen bir şeydir. Bunun dünyada örnekleri var. Çin’de örneği var. Sağlık hizmetleri özelleştirilince sağlık hizmetlerinin ne denli etkilendiği ortada. Ağırlık kamuda olacak. Kamu destekli özerk bir model var. Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı ile Sağlık Bakanlığı’nın planlama fonksiyonu artıyor. Yerinden yönetim modeli oluşturuyor. Yönetim kurulu genel sekreteri atıyor. Tıbbi hizmetler, mali-idari hizmetler ve sağlık bakım hizmetleri üçe ayrılıyor. Özerk model oluşuyor. Tıp dışı hizmetleri sağlık personelinin yapması şart değil.
Bir başka iddia da ülke genelinde 90 birlik kurulacağı, bine yakın hastanenin yönetimlerinin birleştirilmesiyle 400’e indirilmesı ve 10 bine yakın insanın işsiz kalacağı. Bu uygulamanın da bir başka kadrolaşma olacağı iddiası gündemde.
Kadrolaşma da konuşuldu. Nasıl bir kadrolaşma ki bu? 81 ilde 900 başhekim var. 4 ile çarparsanız 4 bin başhekim yardımcısı 900 müdür var. 2 bin kadar hastane müdür yardımcısı var. Sağlık Bakanı mutlak yetkiye sahip. İstediği hekimi yönetici olarak atayabilir. Ama bu yasa tasarısı ile bu mutlak yetkiyi yerinden yönetim prensibiyle devrediyor. Bakan tek yetkili olduğu alanı özerk bir kuruma devrediyor. Tek yetkili olduğu alanı bir yönetim kuruluna devrediyor. Yöneticilerin işsiz kalacakları, görevden alınacakları iddiası doğru değil. Bu iddialar da ayağı yere basmayan iddialar olarak kalıyor.
Kamu Hastane Birlikleri kurulduğunda hastanenin taşınmazlarını, arsalarını satabileceği ileri sürüldü. Hatta bu sayede özellikle İstanbul ve diğer metropollerde kent içindeki arazisi çok değerli hastanelerin satılarak yeni otel ve alışveriş merkezleri açılmasına olanak sağlanacağı da vurgulandı. Bu iddialara yanıtınız nedir?
Kamu Hastane Birlikleri, ancak kendi kazandığı parayla bir taşınmaz satın alabilir. Şu an var olan taşınmazlar Milli Emlak’e ait. Kendisi kazanıp bir taşınmaz satın alırsa onu da ancak sağlık amaçlı tahsis edebilir. Sağlık Bakanlığı araziyi hastane yeri olarak tahsis etmişse onu otel yapamaz. Bu iddialar da anlamsız ve gerçekçi değil. Birlik daha sonra mal edinmişse onunla ilgili işlemleri yapabilecek. Devraldığı arsa ve binayla ilgili bir işlem yapılmayacak.
Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı’nda “birliklerin yönetim kurulunda Ticaret Odası’ndan temsilci var. Tabip Odası’ndan yok. "Bu da birliklerin halka hizmet değil, ticaret için kurulduğunun bir göstergesi” görüşüne yanıtınız nedir? ‘Sağlık çalışanının söz hakkı yok, taşeron durumuna düşürülüyor, köleleştirilecek’ yorumları var.
Şu anda hastanede baş hekim, baş hekim yardımcısı, müdür var. Bu yapılanmada meslek örgütü koşulu aranmıyor. Birliklerde ise yönetim kurulu oluşturulurken il genel meclisi tarafından belirleniyor, hukuk ve işletme alanında. O ilin seçilmiş yöneticilerinin etkin olması anlamında bir prensiple ortaya konuyor. Maliye yönetim kuruluna üye atıyor. Sağlık Bakanlığı atıyor. ‘Sanayi ve Ticaret Odası üye atar’ demiştik o da değişti. Sağlık Bakanlığı’nın atayacacağı üyeler tıp kökenli, sağlık kökenli, il sağlık müdürü yardımcısı olacak. O atayacağı üyelerden birinin Sanayi ve Ticaret Odası üyesi olma koşulu getirildi. Neden? Ciddi mali bir portreyi yürütecek bir yönetim olacak. Bu nedenle getirildi. Niye tabip odasından seçilmedi? Bakanlık sağlık alanındaki meslekleri yeniden dizayn ediyor. Şu anda 14 tane tıp mesleğine ait branşlar var. Doktor, hemşire, fizyoterapist, psikolog var. Doğal olarak hastanede çalışan tek meslek hekim değil. Öyleyse hepsinden üye almak lazım. 7 kişiden fazla yönetim kurulu olması da doğru değil. 21 kişi olsa yönetim kurulu optimum çalışamıyor. Tabip odası üye olma zorunluluğu getirilmedi. Ama birlikte yer alacak sağlık müdürü tabip odası üyesidir. Bu konuda alınganlığa hiç gerek yok. Sağlık çalışanlarının köleleştirilmesi gibi ifadeler şablon. Hedefimizde asla böyle bir şey yok. Herkesin verimli çalışabileceği bir modeli hedefliyoruz. Birliklerde 5 yıl geçiş süresi olacak. Devlet ayakta duracak hale gelinceye kadar birlikleri destekleyecek. Doktor başının çaresine baksın denilmeyecek.
-Türkiye’nin Obama’nın terk ettiği sağlık sistemine geçtiği, halkın şimdilik yüzde 20 olan katkı payının yüzde 50’ye ulaşacağı da iddialar arasında.
Bu da iddiadan ibaret. Hiçbir yemek pişirildiği an yenilmez, yemek ocaktan indirildikten sonra biraz bekletilir. Sosyal konularda da yeni modelin ne getirip götüreceğine bakmak lazım. Performans, aile hekimliği gibi birçok uygulama yaptık. Yaparken de birçok değişiklik yaptık. Değişiklikleri aksaklıkları düzeltmek için yaptık. Sağlık hizmetlerinin etkin ve kaliteli olmasını istiyoruz. Vatandaşın cebinden çıkan paranın azalmasını istiyoruz.Cepten harcamalar yüzde 32’den yüzde 19’a düştü. Bu nedenle ‘Amerika’nın terk ettiği modeli siz niye uyguluyorsunuz?’ denilmesini gerçekçi bulmuyorum. Hep şablonlar kullanılılyor. ‘Sağlık çalışanı köle, vatandaş müşteri’ gibi şablonlar var. Bunların alt yapısı yok.
-Tam Gün Yasası’na bağlı olarak Sağlık Bakanlığı hastanelerine dönmek için başvuru olduğunu gözlüyor musunuz?
Sağlık Bakanlığı’na geçmek isteyen insanlar çok. Talepte bulunuyor. Özelden üniversiteye değil, daha çok Sağlık Bakanlığı’na dönüş talebi var. 1 yıllık geçiş süresi var. 9. ayda bu hareketlilik olabilir. Tabloyu bu yılın sonunda görmek lazım.
-Sağlık Bakanlığı hastaneleri sınıflandırdı. Bu sınıflandırmanın düşük sınıfta yer alan hastanenin gelirini de baştan etkileyeceği görüşüne yanıtınız nedir?
Hastaneler sınıflandırılırken hizmet potansiyeli, hastane çalışan memnuniyeti, hasta memnuniyeti gibi faktörlere göre kategorize edildi.Zaten öncesinde de adı konulmamış kategorizasyon vardı. Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çatalça Devlet Hastanesi’ni aynı kabul edemezsiniz. Siz bu konuyu iyi bilen biri olarak zaten kafanızda bir sınıflama var. Kimse Çatalca Devlet Hastanesi’ne by-pass yap demiyor. Bakanlık varolan durumu sistematik bir şekilde ortaya koydu.
-Üniversite hastaneleri zarar ediyor. Piyasaya borçlarının 1 milyar lirayı aştığı belirtiliyor. Kamu Hastane Birlikleri Yasası çıktığında üniversite hastanelerinin de birliklere devredileceği ön görüsü var. Sağlık meslek örgütlerinin bu öngörüsü sizce doğru mu? Böyle bir ihtimal var mı?
-Üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devri gibi bir şey yok. Tam Gün Yasası’ndan sonra onlar da performansa dayalı modele geçecekler, geçmek zorundalar. Bir yandan eğitim bir yandan da hizmet çalışmaları yapılacak.
-Bakanlığın MÜ Tıp Fakültesi ile bir işbirliği oldu. Bakanlık Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni işletecek. Eğitim ve hizmeti MÜ Tıp Fakültesi verecek. Bu tip başka modeller bakanlığın gündeminde var mı?
Tam Gün Yasası dikkatli okunduğu zaman Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerin, bina, sağlık personeli ve eğitim konusunda değiş tokuşa gideceklerini görürsünüz. Hizmet değişimini yapacaklar. Türk Silahlı Kuvvetleri gerektiğinde Sağlık Bakanlığı’ndan sağlık personeli alabilecek.GATA’nın öğrenci sayısında azalma oldu. Pendik’te Sakarya’da bu tip güzel çalışmalar var.Tıp Fakültesi ile Sağlık Bakanlığa arasında işbirliği yapılacağı başka güzel örnekler de olabilir.