|
Sağlığınızı bozan ne varsa yazabilirsiniz... |
Yüksek tansiyonla ilgili veriler Dünya Hipertansiyon Günü Sempozyumu’nda açıklandı. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı ve Türkiye Aile Hekimliği Vakfı’nca Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen sempozyumda konuşan bilim insanları, dünyada yaklaşık bir milyar, Türkiye’de de 8,5 milyonu kadın 9,5 milyonu erkek olmak üzere 18 milyon hipertansiyon hastası bulunduğunu belirttiler. Uzmanların verdiği bilgiye göre ülkemizdeki yüksek tansiyon hastalarının beşte biri, hasta olduklarını bilmeden yaşamlarını sürdürüyorlar.
TUZ TÜKETİMİ AZALTILMALI
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ömer Kozan, en yaygın sağlık sorunlarından biri olan hipertansiyon (yüksek tansiyon) hastalığının, ölümle sonuçlanan kronik hastalıkların başında geldiğini belirterek; “Bu nedenle hipertansiyonun önlenmesinde başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, hastaneleler, dernekler ve vakıflarla birlikte en önemli görev birinci basamakta sağlık hizmeti veren aile hekimlerine düşmektedir” dedi.
Prof. Kozan, yürütülen çalışmalarla toplumdaki farkındalığın arttığını ifade ederek şunları söyledi:
“Yüksek tansiyon oluşumunun önlenmesinde yapılacak en önemli işlerden biri de tuz tüketiminin azaltılmasıdır. Ülkemizde hala tuz tüketimi oldukça yüksektir. Devletin bu konuda ekmeklerdeki tuz oranını azaltmış olması önemli bir adımdır.”.
HASTA SAYISI ARTIYOR
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Dağdelen de, 2000’li yıllarda yapılan araştırma verilerine göre dünyada 45 yaşın üzerindeki erişkinlerde 972 milyon kişide hipertansiyon hastalığı görülürken, 2025 yılında bu rakamın 1,5 milyara ulaşmasının beklendiğini ifade etti. Prof. Dr. Sinan Dağdelen tedavinin önemini vurgulayarak şu bilgileri verdi:
“Hipertansiyon birçok organa zarar veriyor. Hastaların felç geçirmesine, kalpte ritm bozukluklarına, diyabete, göz rahatsızlıklarına, kalp yetmezliğine, kalp damarlarının tıkanmasına ve daha birçok sağlık sorununa yol açıyor. O yüzden tansiyon deyip geçilmemesi lazım. Bu çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. En çok konserve ve hazır gıdalarla tuz bulunduğundan, fazla tuz alımı da tansiyonun yükselmesine neden olduğundan günde 6 gramın altında tuz tüketilmesi gerekiyor. Her gün düzenli spor yapmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli tansiyon ölçtürmek, alkol ve sigara kullanmamak, tansiyonun kontrolünde çok önemli faydalar sağlıyor.”
AİLE HEKİMLERİNE GÖREV DÜŞÜYOR
Türkiye Aile Hekimliği Vakfı (TAHEV) Mütevelli Heyeti Üyesi Doç. Dr. İsmet Tamer de konuşmasında vakfın genel sağlık sorunlarına ilişkin çalışmalara verdiği desteği anlatarak, “Hipertansiyonun önlenmesinde, halkımızda hipertansiyonun yarattığı zararlara ilişkin farkındalığın artırılmasında birinci basamakta görev yapan aile hekimlerimize önemli görevler düşüyor. Bu hastalık nedeniyle birçok başka organımızın zarar gördüğünü düşünecek olursak, bu organlarda oluşan hasara bağlı ölümleri de hipertansiyona karşı koruyucu önlemler alarak azaltabileceğimizi bilmeliyiz” dedi.
HALKIN FARKINDALIĞI ARTTI
Dünya Hipertansiyon Ligi Türkiye Başkanı Prof. Dr. İstemihan Tengiz, yapılan bilimsel çalışmalara göre 2003 yılında yüzde 40 olan hipertansiyon farkındalık oranının, 2012 yılı verilerine göre yüzde 55,1’e yükseldiğini, hipertansiyon hastalarının yüzde 47,5’inin ilaç kullandığını, farkındalığın artmasında Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere bu konuda çalışan dernekler, vakıflar ve hekimlerin önemli görev üstlendiğini söyledi. Dünya Hipertansiyon Ligi Türkiye ofisi olarak ülkemizde hipertansiyona karşı farkındalığın artırılması için projeler gerçekleştirdiklerine değinen Prof. Tengiz, doğru bilgilendirme ve bilinçlendirmeyle bu sorunun üstesinden gelebilmenin mümkün olduğunu, gelişmiş ülkelerin hipertansiyon önleme programları ve kampanyalarla bunu başardığını belirtti.
TANSİYONU EN DOĞRU ÖLÇMENİN YOLLARI
Sempozyumda konuşan Dr. Aşkın Keskin Kaplan ise, birinci basamak sağlık hizmetinin verildiği merkezlerde hipertansiyona karşı bilinçlendirme ve tedavilerin aile hekimleri tarafından yapıldığını, tansiyonu doğru ölçmenin de büyük önem taşıdığını söyledi. Tansiyonu en doğru şekilde ölçmek için yapılması gerekenleri sıralayan Dr. Aşkın Keskin Kaplan şu bilgileri verdi:
• Tansiyon ölçümünde kişinin sırtını ölçümün yapıldığı koltuğun arkalığına yaslayarak dik bir şekilde oturmalıdır. Çünkü ayakta dururken bile kaslar kasılmaktadır, bu pozisyonda ölçüm yapıldığında kaslar kasılmaz.
• Ölçüm yapılınca vücudu çok sıkan, saran kıyafetlerden kaçınılmalı, özellikle de kolları serbest hareket ettirmeye elverişli giysiler giyilmelidir.
• Bacaklar düz tutulmalı, çapraz şekilde durulmamalıdır.
• Ölçümden en az 30 dakika önce sigara, alkol, kafein tüketilmemesi gerekir.
• Mesanenin boş olması önemlidir. Mesane doluyken yapılan ölçümlerde bile sapmalar olmaktadır.
• Koldan ölçüm yapılırken ilk değer yüksek çıktıysa ikinci bir defa ölçüm yapılmalıdır.
EVDE ÖLÇÜLEN TANSİYON DAHA DOĞRU ÇIKIYOR
Toplantıya katılan Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Batur, son yıllarda hastaların evlerinde otomatik cihazlarla yaptıkları ölçümlerin, muayenehane, hastane, tıp merkezinde yapılanlardan daha doğru sonuç verdiğine dikkati çekti ve bunun önemli nedenlerinden birinin hastalarda ‘beyaz önlük’ tansiyonu olarak adlandırılan bir tansiyon türünün olduğu söyledi. Bazen de hastaların muayenehane ortamında tansiyonlarının normal çıktığını ancak bunun aldatıcı olabildiğini söyleyen Prof. Batur, “Gizli tansiyonla dolaşan birçok hasta var. Bu nedenle bir hafta boyunca, sabah ve akşam tansiyon ölçümünün, uygun koşullarda yapılmasında yarar görüyoruz” dedi.

Copyright © 2009 Sağlıkta Gündem