|
Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışının yıldönümü
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu Olsun |
İSTANBUL-Türkiye'nin neredeyse 40 yıldır gündeminde olan sağlık reformlarının şapkası altında ağız ve diş sağlığı hizmetleri neredeyse hiç yer almadı.Hükümetlerin neden bu konuya çözüm getirme konusunda çekimser kaldığını, Türk Diş Hekimleri Birliği'nin yaptığı çalışmaları ve vatandaşın bu süreçten nasıl etkilendiğini TDB Eski Başkanı Celal Yıldırım'la konuştuk.
Ekonomik kriz diş hekimlerini ve klinikleri nasıl etkilendi? Kapanan klinik ve muayenehane var mı?
Son 25 yıl yaşanılan ekonomik krizler diş hekimliği alanında ciddi boyutlarda yansıdı. Diş hekimlerinin bir kısmı bulundukları illerden başka illere taşındılar. Bir kısmı kamu kuruluşlarında ücretli çalışmaya başladı diğerleri ise başka iş alanlarında emeklerini kullanmaya başladılar. Her yıl 1600 diş hekimi mezun oluyor. Diş hekimlerinin yaş profiline bakıldığında ağırlıklı olarak genç ve orta yaş grubu diş hekimlerinin %95‘ini oluşturuyor.Yani sağlık ve ölüm nedeni ile diş hekimlerinde azalma yok denecek kadar az.Bu yorumumu İstanbul’daki yaşananlar da doğruluyor.
2004-2009Yılları arasında açılan ve kapanan muayenehaneler
YIL açılan kapanan
2004 141 128
2005 189 202
2006 209 165
2007 236 190
2008 245 186
2009 162 160
Muayenehanesi olan diş hekimlerinin çalışma koşullarının ağırlaştığını gösteren bir başka örnekte muayenehanesini kapatıp kamuda çalışmaya başlayan diş hekimleridir. Sağlık Bakanlığı bu yıl 888 kişilik diş hekimliği kadrosu açtı. Başvuran diş hekimi sayısı 2824. Başvuranların yaklaşık %70 i özel çalışan diş hekimi. Bu tablo kendi emeği ile yaşamını sürdürmeye çalışanların ne durumda olduğunu gösteriyor.
. Ağız diş sağlığı neden hiçbir hükümet döneminde sağlığın diğer alanları kadar önemsenmedi? İstatistikler Türkiye'nin ağız diş sağlığıyla ilgili neler söylüyor. Çürük diş oranı, dişsizlik oranı, diş fırçalama oranı ve tüketilen diş macunu oranı konusunda bilgi verir misiniz ?
-Tespitiniz çok doğru. Cumhuriyet döneminde hükümetler diş hekimliği hastalıklarını bir sağlık sorunu olarak görmedi. Aynı anlayış devlet bürokrasisinde de egemen oldu. Temel yaklaşım şu toplumun talebi yoksa bizim ağız ve diş sağlığı hizmetlerine yatırım yapmamızın gereği yok. Bu anlayışı siyasilerden ve bürokratlardan birçok kez duydum. TDB kurulduğu günden itibaren diş ve diş eti hastalıklarının bir sağlık sorunu olduğunu, diş ve diş eti hastalıklarının birçok temel sağlık hastalıklarını tetiklediğini (düşük ağırlıklı bebek doğumu,koroner kalp yetmezliği, şeker vd) anlatmaya çalıştı. Çoğu zaman duvarla konuştuğumuzun hissine kapıldı k. Ama geçmişe göre çok yol aldığımız söyleyebilirim.
İstatistikler halkımızın ağız ve diş sağlığı ile ilgili “iyi” şeyler söylemiyor. Türkiye’de sosyo-ekonomik koşullara uygun düşmeyen diş sağlığı sorunu var. Yani daha kötü ekonomik koşullara, sosyal koşullara sahip ülke vatandaşları ile halkımızın diş sağlığını karşılaştırdığımızda biz sınıfta kalıyoruz.
Örneğin restotatif tedavi ihtiyacı 12-74 yaş grupları arasında % 70 yani 100 kişiden 70 kişinin dolguya ihtiyacı var. Hem de öyle bir tane de değil. 5 yaşındaki çocuklarımızın % 10.3, 35-44 yaş grubundaki bireylerin ise %25.7 diş çekimine ihtiyaçları var. Kişi başı diş macunu ve diş fırçası tüketimi AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında çok yetersiz neredeyse 1/3 gibi. gelişmiş ülkelerde diş macunu tüketimi 300 gr civarında, diş fırçası kullanımı yıllık ortalama 2.5. Ülkemizde yıllarca diş macunu ve diş fırçası tüketimi artmadı.Diş macunu tüketimi ekonomik krizlerde düştü sonra yükseldi. Diş macunu kullanımı yıllık 80gr-90 gr. Diş fırçası kullanımı ise yıllık 3 kişiye bir-iki arasında gidip geldi. TDB’ nin kurulduğun günden itibaren ve özellikler diş hekimliğinin 100.yılı nedeni ile topluma yönelik yaptığı yaptığı bilgilendirme etkinlikleri sonrası hem fırça kullanımında hem de diş macunu kullanımında bir sıçrama yaşandı. Yeni verilere göre yıllık diş macunu kişi başı tüketimi 100 gr civarında, diş fırçası kullanımı ise kişi başı 0.5 oldu.
. Diş hekimlerinden hizmet alınabilmesi konusunda neden hükümetle uzlaşma sağlanamadı? Hükümet cephesi bunun altından kalkılamayacağını ileri sürüyor. Sizin önerdiğiniz yapı karşılanamaz bir maliyette mi?
-TDB MYK üyeliği dönemimde diş hekimliği hizmetlerinin özel çalışan diş hekimlerinden de alınmasına yönelik yoğun çaba gösterdik. Özellikle başta Sağlık Bakanı sayın Recep Akdağ olmak üzere bürokratları diş hekimliği hizmetlerinin özel diş hekimlerinden alınmasına karşı çıktılar. Sistemi kontrol edememek,halkın talebinin olmadığı gerekçelerinin yanı sıra tıp hizmetlerini muayenehanelerden almadıklarını bu nedenle de diş hekimliği hizmetlerini muayenehanelerden almayacakların söylediler. Gerekçelerinin hiçbir bilimsel, teknik ve hukuki haklı tarafı yoktu. Sonrasında Ekim 2008 tarihinde sayın Başbakan ile yaptığımız görüşme sonrası durum değişti. Sayın Başbakan talebimizin haklı ve doğru olduğunu konu ile ilgili bakanları ile görüşeceğini söyledi. Üç gün sonra konu ile ilgili teknik çalışmanın başlatılmasına karar verildi.
Çalışmada diş hekimi milletvekili Muzaffer Güzelyurt’un koordinasyonunda devam etti. Konu ile ilgili Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in “diş hekimliği hizmetlerini en geç bu yılın eylül ayına kadar özel dişhekimlerinden alacağız“ açıklaması yapıldı. Sonrasında bildiğiniz gibi kabine değişikliği ve diş heklimliği hizmetlerinin muayenehanelerden alınması “ bir başka bahara” ertelendi. Gerekçe; ekonomik kriz ,sağlık harcamalarında öngörülemeyen artış. Sağlık Bakanlığının sağlıkta dönüşüm programının göç yolda düzelir anlayışına göre yürütmesi.
Bu hükümet döneminde Sağlık bakanlığında diş hekimi istihdamı % 200’lere varan bir artış oldu. 2000 lerden 6000’lere çıktı. İstihdam gerekli miydi? Evet ama nerelere diye sormak gerekir? Ankara’ya Sakarya vb gibi değil. Özel çalışan diş hekimlerinin hiç olmadığı ya da az olduğu il ve ilçelerde diş hekimleri istihdam edilmeliydi.
Özel çalışan diş hekimlerinin bulunduğu bölgelerde ise diş hekimliği hizmetleri muayenehanelerden alınmalıydı. Bu yapılmadı. Diş hekimlerinin yoğun olduğu yerlere Sağlık Bakanlığı ağız ve diş sağlığı merkezleri açarak milyarlarca harcama yaparak muayenehane açan diş hekimlerinin muayenehanelerini kapatmalarına neden oldu. Milyarlarca yatırım çöpe gitti. Bu uygulamaya da yönetişim diyoruz.
Sosyal devletin görevi halkının sağlık hizmetlerinden eşit ve adil bir şekilde kullanabilmesi sağlamaktır. Bunun tek yolu hizmeti devletin vermesi değildir. Hizmeti devlet verdiği zaman niteliklidir ve ekonomiktir anlayışının hiçbir bilimselliği yoktur. Kurallarını koyarak, denetleyerek sağlık hizmetlerini özel sağlık kuruluşlarından almak mümkün. Ne hikmetse hükümet ilaç hizmetlerini eczanelerden, tıp hizmetlerini özel sağlık kuruluşlarından alırken diş hekimliği hizmetlerini almıyor.
SGK Sağlık Bakanlığından aldığı diş hekimliği hizmetlerini maliyet yarar, maliyet verimlilik açısından sorgulamalı. İddia ediyorum diş hekimliği hizmetlerindeki var olan uygulama mesleğin, devletin ve toplumun yararına değildir. Bizim önerimiz; maliyeti belli olan hizmetin niteliğini kontrol eden,denetlenebilir ve sürdürülebilir bir projeydi. Hem paramız yok diyeceksin sonra kalkacaksın öncelikli grupları (çocuk, hamile, sistemik hastalığı olanlar v.b ) öncelikli tedavileri belirlemeden önüne gelene porselen kron, implant yapacaksın bunun adına da sosyal devlet hizmet veriyor diyeceksin.
Ağız diş sağlığı hizmetlerini devletten karşılamaya çalışan vatandaşı neler bekliyor? Çürük tedavisi, diş çektirme, protez ve implant yaptırma konularında ayrı ayrı örnek verir misiniz? Nerelere başvuruyor, ne kadar bekliyor ve cebinden ne kadar ödeme yapıyor vatandaş?
Vatandaşları ağız ve diş sağlığı merkezlerinde kuyruk bekliyor. Bazı illerde aylar sonrasına randevu veriliyor. Hükümet muayenehanelerden hizmetin alınmasını tamamen engellemek için var olan süreleri arttırdı. Anlamlı ve yanlış bulduğumuz bir uygulama vardı .Vatandaş resmi sağlık kurumuna başvurduğunda yapılacak tedavinin özelliğine göre 30, 45 ve 90 bekleyip hizmet alıyor ya da bu süre içerisinde hizmet alamıyorsa özele sevk ediliyordu. Şimdi bu süreler 60, 90,180 güne çıkarıldı.Yani hükümet şunu diyor.”Ben size diş hekimliği hizmetini benim kurumlarımın dışında vermem, aldırmam. Cebinden para ödeyerek sorunu çöz”. Vatandaşın hizmet alamaması, cebinden ödeme yapmasından daha da büyük bir sorun Sağlık Bakanlığı kuruluşlarında verilen hizmetin niteliğinin ne olduğudur. Performans uygulaması sonrası yapılan işlemlerin tıbbi uygunluğu sorgulanmalıdır. Bir diş hekimi 2 dakikada diş taşı temizliği yapıyorsa 30 dakikada sekiz dolgu yapılıyorsa söylenecek söz kalmaz.
Son yönetmeliklerle katılım payları artırıldı. Protez türü işlemlerde vatandaşın cebinden daha çok para çıkar hale geldi.
. Diş hekimliğinin uzmanlık alanlarıyla ilgili ne tip sorunlar yaşanıyor?
-Diş hekimliğinde uzmanlığın hangi alanlarda olacağı konusu yılların sorunu. 2001 yılında dönemin hükümeti tarafından çıkarılan uzmanlık tüzüğü diş hekimliği topluluğunda ciddi kırılmalara neden oldu. Yoğun tartışmalar yaşandı, davalar açıldı. Danıştay verdiği kararla uzmanlık ile doktora arasındaki farklılığı netleştirerek diş hekimliğinde uzmanlık konusunda hukuki açıdan son noktayı koydu.
2003 yılında Antalya’da diş hekimliği fakültesi dekanları ve bilim derneği başkanlarının katıldığı diş hekimliğinde uzmanlık kurultayı yapıldı. Ve bir mutabakat sağlandı. Mutabakatın özü şuydu; bilimsel veriler ışığında insan gücü planlaması çerçevesinde hangi alanlarda uzmana ihtiyacımız varsa o dallarda uzmanlık olmalı. Ne yazık ki bu mutabakata çeşitli gerekçelerle uyulmadı. Sağlık Bakanlığı varılan mutabakatın önemli olduğunu söylemesine, TDB’nin konu ile ilgili değerlendirmesini bilimsel bulduğunu ifade etmesine rağmen sonradan görüşünü değiştirerek yangından mal kaçırır gibi diş hekimliği alanında 6 dalda uzmanlık getirdi. Bunun hangi bilimsel verilere göre yapıldığı bir yana, Danıştay’ın 2003 yılında verdiği kararlarla çelişen taraflar var.
Sahte diş hekimliği konusu da yıllardır gündemde. Bu konuda hangi adımlar atıldı, hangi adımlar daha atılmalı?
Bu hükümet döneminde parlamentodaki milletvekili meslektaşlarımızın çabası ile sahte diş hekimliği yapanlara 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilmesini sağlayan yasal düzenleme yapıldı. Ancak daha sonra bazı AKP’li milletvekili meslektaşlarımız hapis cezasının düşürülmesine yönelik girişimlere sessiz kaldılar. Yapılması gereken yasanın uygulanması için Sağlık Bakanlığı’nın Adalet Bakanlığı’nın İçişleri Bakanlığı’nın gereğini yapmasıdır. Ne yazık ki bu konuda özellikle Sağlık Bakanlığı gereğini yapmıyor. Odalarımızın dürtüklemesi ile sahte diş hekimlerinin halka verdiği zarar önlenmeye çalışılıyor.
Diş hekimliği fakültelerinin sayısı ne kadar? Hükümetin yeni planlamaları var mı? Dağılımdaki sorunlar neler? Hangi adımlar atılmalı?
Bu hükümetin diş hekimliği alanındaki rekorlarından birisi de diş hekimliği fakülte sayısının hükümet döneminde % 70’e varan oranlarda artmasıdır.Halen 28 diş hekimliği Fakültesi bulunmaktadır. 22 Fakültede eğitim verilmekte, diğer 6 Fakülte eğitime başlama çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıca geçmiş yıllarda birçok kez yapılan bu yıl daha yüksek rakamlarda gerçekleştirilen kontenjanlarındaki artış yapılmaktadır.
Bir önceki yılı göre; 2007 yılında % 4,
Bir önceki yılı göre; 2008 yılında % 30,
Bir önceki yılı göre; 2009 yılında % 16 artış olmuştur.
AKP iktidar olmadan önce diş hekimliği fakültelerinden mezun olan öğrenci sayısı yaklaşık 1000 kişiydi şimdi sayı 1600’lere çıktı. Yeni kurulan fakültelerle sayı daha da artacak. Diş hekimliği eğitimi en pahalı eğitimlerden biri. Sanıyorum sıralamada ikincisi Bir diş hekimi öğrencisinin devlete ve ailesine maliyeti yıllık 30.000 TL civarında. Zor, yorucu ve pahalı bir eğitim sonrası diş hekimi olarak mezun ettiğimiz genç meslektaşlarımız ne yazık ki ciddi anlamda işsizlikle karşı karşıya.
Celal Yıldırım kimdir?
1956 yılında Trabzon’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden 1979’da mezun oldu. 1984-1986 yıllarında Türk Diş Tabipleri Cemiyeti’nde Sayman, 1986-1990 yılları arasında iki dönem İstanbul Dişhekimleri Odası Genel Sekreteri, 1990-1992 yılları arasında İstanbul Diş Hekimleri Odası Başkanı, 1992-1994 döneminde Türk Diş Hekimleri Birliği Başkan Vekili, 1994-2000 ve 2002-2008 yılları arasında da Türk Diş hekimleri Birliği Genel Başkanı olarak görev yaptı. Evli ve iki
çocuk babası olan Celal Korkut Yıldırım, halen İstanbul’da serbest diş hekimi olarak çalışmaktadır.

Copyright © 2009 Sağlıkta Gündem